<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dr. Cihan Karaca</title>
	<atom:link href="https://www.cihankaraca.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cihankaraca.com</link>
	<description> Kulak Burun Boğaz Uzmanı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Sep 2022 10:59:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.2</generator>

<image>
	<url>https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/08/cropped-logosimge-32x32.png</url>
	<title>Dr. Cihan Karaca</title>
	<link>https://www.cihankaraca.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>GENİZ ETİ VE BADEMCİK AMELİYATLARINDA YENİ TEKNOLOJİLER NELERDİR?</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/geniz-eti-ve-bademcik-ameliyatlarinda-yeni-teknolojiler-nelerdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2021 06:49:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BOĞAZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geniz eti ve bademciklerin alınması için bir çok cerrahi&#160; teknik tariflenmiştir.&#160; Bu ameliyat için ilk tariflenen teknik keskin diseksiyon yöntemidir. Teknoloji gelişimi ile birlikte bu ameliyat elektrokoter, karbondioksit laser, KTP laser, harmonik skalpel, koblasyon teknolojisi ve mikrodebrider gibi aletler ile yapılmaya başlanmıştır. Harmonik skalpel&#160; ile adenotonsillektomi (geniz eti ve bademcik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/geniz-eti-ve-bademcik-ameliyatlarinda-yeni-teknolojiler-nelerdir/">GENİZ ETİ VE BADEMCİK AMELİYATLARINDA YENİ TEKNOLOJİLER NELERDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geniz eti ve bademciklerin alınması için bir çok
cerrahi&nbsp; teknik tariflenmiştir.&nbsp; Bu ameliyat için ilk tariflenen teknik keskin diseksiyon yöntemidir.
Teknoloji gelişimi ile birlikte bu ameliyat elektrokoter, karbondioksit laser,
KTP laser, harmonik skalpel, koblasyon teknolojisi ve mikrodebrider gibi
aletler ile yapılmaya başlanmıştır. </p>



<p>Harmonik skalpel&nbsp; ile
adenotonsillektomi (geniz eti ve bademcik ameliyatı)&nbsp; ameliyatında dokuya ısıya bağlı travma
vermeden dokuyu kesmek ve kanamayı durdurmak için ultrasonik &nbsp;bir teknoloji kullanılır. Bu alet elektrik
enerjisini piezoelektrik seramikten oluşan bir transduser aracılığı ile&nbsp; mekanik enerjiye çeviren ve bıçaklara&nbsp; yaklaşık 55.5 kHz frekans ile&nbsp; ileri geri vibrasyon yaptıran bir alettir. Bu
alet dokuları yüksek ve düşük hızla keserken aynı zamanda kanamayı durduracak
şekilde çalışır. Bu alet ile yapılan cerrahilerde ameliyat sonrası ağrının daha
az olduğu gözlemlenmiştir. Ancak diğer tekniklere göre ameliyat süresi daha
uzundur. Aynı zamanda bu alet geniz eti ameliyatı için uygun değildir. Diğer
tekniklere göre pahalı bir yöntemdir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft"><img loading="lazy" width="281" height="276" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/unnamed-2.jpg" alt="" class="wp-image-836" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/unnamed-2.jpg 281w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/unnamed-2-230x226.jpg 230w" sizes="(max-width: 281px) 100vw, 281px" /></figure></div>



<p>Koblasyon teknolojisinde &nbsp;radyofrekans bipolar elektrik akımı normal
saline solüsyonu içinden geçirilerek sodyum iyonlarından oluşan bir plazma
alanı oluşturulur. Bu enerji dolu iyonlar hücreler arası 60 derecelik ısıda
hücreler arası bağları kırarak dokuyu buharlaştırır. Bu teorik olarak daha iyi
bir diseksiyon(dokuların birbirinden ayrılması) sağlarken aynı zamanda
dokuların ısıdan olumsuz etkilenmemesini(thermal injury)&nbsp; sağlayarak ameliyat sonrası ağrıyı azaltır.Koblasyon
cihazı ile aynı zamanda geniz eti ameliyatı da yapılabilir.</p>



<p>&nbsp;Geniz eti ve bademcik
ameliyatlarında mikrodebrider (powered instruments) kullanımı son yıllarda
yaygınlaşmıştır. Mikrodebrider kullanımıyla daha hızlı, daha güvenli ve kesin
sınırlı adenoidektomi yapılabilmektedir.&nbsp;
Küret ile yapılan geniz eti ameliyatına kıyasla mikrodebrider ile yapılan
geniz eti ameliyatlarında;&nbsp; ameliyat %20
daha hızlı yapılabilmekte, %27 oranında az kanamaya sebep olmakta, dolkunun
tamamının çıkarılabilmesi sağlanmakta ve derinlik kontrolü daha iyi
yapılabilmektedir.</p>



<p>Mikrodebrider kullanımı ile parsiyel intrakapsular
tonsillektomi yada tonsillotomi(bademcik dokusunun kısmen alınarak
küçültülmesi) yapılabilmektedir. Bu girişimde bir miktar lenfoid doku yerinde
bırakılır. Parsiyel intrakapsular tonsillektomi yada tonsillotomi ameliyat
sonrası ağrı az olur ve iyileşme süreci daha&nbsp;
kısadır. Mikrodebrider yardımı ile bademcik dokusu üzerinden traşlanarak
küçültülür ve bademcik yatağında (alttaki kas ve kapsül üzerinde) bir miktar
bademcik dokusu bırakılır. Özellikle sık iltihaplanmayan,&nbsp; sadece büyük olmasından ve hava yolunu
kapatmasından dolayı ameliyat edilen bademciklerde oldukça iyi bir seçenektir.
İntrakapsuler tonsillotomi(bademciğin küçültülmesi)&nbsp; ile ameliyat sonrası kanama ve
dehidratasyon(sıvı alımı azlığı) gibi olumsuz sonuç sıklığının daha az olduğu
gözlemlenmiştir. Bu tekniğin dezavantajı her ameliyatta kullanılan tek
kullanımlık mikrodebrider bıçaklarının maliyetidir. Ayrıca az da olsa geride
bırakılan bademcik dokusunun tekrar büyümesi tekniğin dezavantajlarından bir
diğeridir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/geniz-eti-ve-bademcik-ameliyatlarinda-yeni-teknolojiler-nelerdir/">GENİZ ETİ VE BADEMCİK AMELİYATLARINDA YENİ TEKNOLOJİLER NELERDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otoskleroz  Nedir?</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/otoskleroz-nedir/</link>
					<comments>https://www.cihankaraca.com/otoskleroz-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2021 06:44:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KULAK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=826</guid>

					<description><![CDATA[<p>OTOSKLEROZ&#160; NEDİR ? Otoskleroz iç kuşlağın sıklıkla ileti tipi işitme kaybına neden olan bir hastalığıdır. Miks tip ve sensörinöral tip işitme kaybına da sebep olabilir. Sıklıkla ilerleyici bir işitme kaybı vardır. Eğer hastalık öncelikle üzengi kemiğinden başlarsa ileti tipi işitme kaybı olur. Üzengi kemiğinin ön bacağı en sık başlangıç yeridir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/otoskleroz-nedir/">Otoskleroz  Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3>OTOSKLEROZ&nbsp; NEDİR ?</h3>



<p>Otoskleroz
iç kuşlağın sıklıkla ileti tipi işitme kaybına neden olan bir hastalığıdır.
Miks tip ve sensörinöral tip işitme kaybına da sebep olabilir. Sıklıkla
ilerleyici bir işitme kaybı vardır. </p>



<p>Eğer hastalık öncelikle üzengi kemiğinden başlarsa ileti tipi işitme kaybı olur. Üzengi kemiğinin ön bacağı en sık başlangıç yeridir ancak üzengi kemiği tabanına yayılabilir hatta kohleayı(salyangoz) tutarak sensörinöral işitme kaybına neden olabilir. Otoskleroz otozomal dominant geçiş gösteren genetik olarak  aktarılan bir hastalıktır.  Hastaların
üçte ikisi kadınlardır. </p>



<p>İşitme kaybı genellikle  teenage yaşların sonu yada yirmili yaşların başlangıcında başlar. Ancak otuzlu ve kırklı yaşlarda da başlayabilir. </p>



<p>Hamilelikle
birlikte işitme kaybı artabilir. Çoğu kadın hasta ilk hamilelikten sonra işitme
kaybının farkına varır. </p>



<p>Görülme
sıklığı ırklara göre farklılık gösterir. Klinik otoskleroz siyahi ırk,
Asyalılarda&nbsp; ve Amerikan
yerlilerinde&nbsp; nadir görülür.</p>



<h4>İşitme
kaybı kademeli olarak başlar ve yıllar içinde artarak ilerler.</h4>



<p>&nbsp;Otoskleroz hastaların %70’inde her iki kulakta
olur.&nbsp; İşitme kaybı 30-40 yaşa kadar fark
edilmeyebilir. </p>



<p>Hastalar
bir şey çiğnerken daha az duyduklarını ve kalabalık ortamlarda daha iyi
duyduklarını ifade ederler.&nbsp; </p>



<p>Tek
taraflı işitme kaybı daha geç fark edilebilir, bu hasta gurubu sesin yönünü
ayırt etmekte zorlandıklarını ifade ederler. </p>



<p>Bu
hastalarda ailede aynı sebepten ameliyat olmuş bir yakının bulunması hikayesi
sıktır. </p>



<p>İleti
tipi işitme kaybına neden olabilecek diğer durumlar (enfeksiyon, travma
vs)&nbsp; dikkate alınmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image alignwide"><img loading="lazy" width="700" height="420" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/otoskleroz.jpg" alt="" class="wp-image-832" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/otoskleroz.jpg 700w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/otoskleroz-300x180.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/otoskleroz-230x138.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/otoskleroz-350x210.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/otoskleroz-480x288.jpg 480w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure>



<h3>Otosklerozda
tanı nasıl konulur ?</h3>



<p>Otoskopik
kulak muayenesinde ileti tipi işitme kaybına neden olacak durumlar ekarte
edildikten sonra yapılacak odyometri ve akustik refleks testleri ile tanı
konulur.</p>



<h3>Otoskleroz
tedavi seçenekleri nelerdir ?</h3>



<p>İleti
tipi işitme kaybı olan otoskleroz hastaları cerrahi tedaviden dramatik fayda
görürler.</p>



<h4>Stapedotomi
ve piston tatbiki nedir ?</h4>



<p>Otoskleroz
hastalığında ileti tipi işitme kaybı stapedotomi ve piston tatbiki ameliyatı
ile tedavi edilebilir. Bu ameliyatta üzengi kemiği tabanına bir delik açılır(
bu işlem laser, mikrotur yada pik yardımıyla yapılabilir) ve örs kemiği koluna
ve tabandaki bu delik arasına titreşimi iletecek bir protez yerleştirilir.</p>



<h4>Otoskleroz
için yapılan stapedotomi ve protez tatbiki ameliyatının riskleri var mıdır?</h4>



<p>Ameliyat öncesinde hasta olası riskler açısından bilgilendirilmelidir. Total  sensörinöral işitme kaybı(kulağın geri dönüşsüz olarak hiç duymaması) riski binde iki cıvarındadır. Ameliyat sonrası geçici baş dönmesi olabilir. Bu baş dönmesi oldukça nadir olarak kalıcı olabilir. Yüz
felci olma ihtimali oldukça nadirdir.</p>



<h4>Otoskleroz
için yapılan ameliyatta anestezi nasıl uygulanır ?</h4>



<p>Genel
yada lokal anestezi altında yapılabilir. Ancak sıklıkla lokal anestezi altında
yapılır. Lokal anestezi ile yapılmasının iki avantajı vardır. Birincisi
ameliyat sırasında oluşacak baş dönmesi durumu hasta tarafından cerraha
iletilebilir. İkincisi genel anestezi işleminin olası risklerinden kaçınılmış
olunur. Lokal anestezi öncesi damardan verilecek birtakım ilaçlar ile hasta
ameliyata hazırlanır ve sedasyon sağlanır.</p>



<h4>Otoskleroz
ameliyatı sonrası nelere dikkat edilmelidir?</h4>



<p>Ameliyat sonrası hastanın başı 30 derece yüksekte olacak şekilde yatakta istirahat etmesi sağlanır. Bir saat sonunda ayağa kalkmasına izin verilir.  Eğer baş dönmesi ve bulantı yoksa ameliyat sonrası 2. saatte hasta evine gönderilebilir.  Çoğu hastanın hastanede 2-4 saat kalması yeterlidir.  Ameliyat sonrası pansuman sıklığı doktorunuz tarafından size iletilecektir. Ameliyat sonrası günlerde şiddetli ağrı, kulaktan akıntı, yada baş dönmesi olması halinde doktorunuzu bilgilendiriniz. Eğer gerekliyse hasta 5. günden sonra uçağa binebilir. İlk 3 hafta kulağa su kaçırılmamalıdır. 4-6
hafta sonra eğer kulak zarında bir delik oluşmamışsa hasta yüzebilir ve suya
dalabilir.</p>



<h4>Otoskleroz
ameliyatı sonrası oluşabilecek olumsuz sonuçlar (komplikasyonlar) nelerdir ?</h4>



<p>Otoskleroz
cerrahisi sonrası:</p>



<ul><li>sensörinöral işitme kaybı (% 1 ‘den az)</li><li> baş dönmesi(20 hastada bir görülür ve geçicidir)</li><li> yüz felci(oldukça nadir görülür, genellikle geçicidir ve ilaç tedavisine yanıt verir)</li><li> çınlama (Çoğu hastada ameliyat öncesi olan çınlama durumu azalır ancak bir kısım hastada yeni başlayan çınlama görülebilir.)</li><li> tat alma bozukluğu (%9 hastada görülebilir ve çoğu hastada 4-6 ay içinde düzelir)</li><li> kulak zarında delik oluşması ( Nadir görülür ve küçük müdahale yada cerrahi ile giderilebilir)</li><li> perilenf fistülü( nadiren görülür ve tekrar cerrahi gerektirir)</li><li> gibi olumsuzluklarla karşılaşılabilir. </li></ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/otoskleroz-nedir/">Otoskleroz  Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cihankaraca.com/otoskleroz-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzit ve endoskopik sinüs cerrahisi</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/sinuzit-ve-endoskopik-sinus-cerrahisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2021 12:37:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURUN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=820</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinüs nedir ? Sinüzit neden olur? Sinüsler yüz kemiklerinin içinde bulunan havalı boşluklardır. Bu boşlukların iç yüzeyleri bir örtü(mukoza) ile kaplıdır. Bu boşlukların&#160; burun içine açılan bir girişleri(ostium) vardır. Bu bölgedeki oluşumların oluşturduğu yapıya osteomeatal kompleks denilir. Osteomeatal kompleks yapısı sinüslerin normal çalışabilmesi için açık olmalıdır. Bu boşlukların yada burun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/sinuzit-ve-endoskopik-sinus-cerrahisi/">Sinüzit ve endoskopik sinüs cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3>Sinüs
nedir ? Sinüzit neden olur?</h3>



<p>Sinüsler
yüz kemiklerinin içinde bulunan havalı boşluklardır. Bu boşlukların iç
yüzeyleri bir örtü(mukoza) ile kaplıdır. Bu boşlukların&nbsp; burun içine açılan bir girişleri(ostium)
vardır. Bu bölgedeki oluşumların oluşturduğu yapıya osteomeatal kompleks
denilir. Osteomeatal kompleks yapısı sinüslerin normal çalışabilmesi için açık
olmalıdır. Bu boşlukların yada burun içine açılan kanalının tıkanmasına neden
olabilecek durumlar(enfeksiyon, polip, tümör vs) sinüzite neden olur. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="780" height="400" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/Sinüzit-ve-endoskopik-sinüs-.png" alt="Sinüzit ve endoskopik sinüs" class="wp-image-821" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/Sinüzit-ve-endoskopik-sinüs-.png 780w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/Sinüzit-ve-endoskopik-sinüs--300x154.png 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/Sinüzit-ve-endoskopik-sinüs--768x394.png 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/Sinüzit-ve-endoskopik-sinüs--230x118.png 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/Sinüzit-ve-endoskopik-sinüs--350x179.png 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2021/06/Sinüzit-ve-endoskopik-sinüs--480x246.png 480w" sizes="(max-width: 780px) 100vw, 780px" /><figcaption>Sinüzit ve endoskopik sinüs</figcaption></figure>



<h3>Sinüzit
ameliyat edilebilir mi?</h3>



<p>İlaç
tedavilerine yanıt vermeyen sinüzit tablolarında nedeni cerrahi olarak (endoskopik
sinüs cerrahisi) ortadan kaldırmak gerekebilir.</p>



<p>Sinüs
cerrahisi artık çoğunlukla endoskopik olarak yapılmaktadır. Endoskopun sinüs
cerrahinde kullanımı 1900 lü yıllarda başlamıştır. Endoskop kabaca bir
anlatımla, ucunda bir kamera olan çeşitli kalınlık ve uzunluklarda optik bir
görüntüleme sistemidir. </p>



<p>Başarılı bir <a href="https://www.cihankaraca.com/burun-hastaliklari/">sinüs cerrahisi</a> için sinüslerin anatomisine hakim olmak gereklidir. Sinüs cerrahisinde anatomiye hakim olmak kadar cerrahi tecrübede önem taşımaktadır. Önemli işaret noktalarını (landmark) bilip tanımak aynı zamanda cerrahi sırasında oluşabilecek komplikasyonlarıda( istenmeyen olumsuz sonuçlar) engellemek açısından hayati öneme sahiptir. Bu cerrahi sahalarda oldukça fazla anatomik varyasyonlar mevcuttur. Bu varyasyonları ameliyat öncesi tespit etmek cerrahi başarıyı arttırır. Ameliyat öncesi yapılacak olan paranazal sinüs tomografisi cerrah için varyasyonları tespit etmek ve anatomiyi görmek açısından gereklidir. Paranazal sinüs tomografisi aynı zamanda endoskopik sinüs cerrahisi sırasında cerraha harita gibi yardımcıdır.</p>



<h3>Sinüsler
ne işe yarar ?</h3>



<p>Sinüslerin
fonksiyonları konusu hala tartışmalıdır. Konuşma esnasındaki rezonansın
sağlanması, solunan havayı uygun hale getirme, koku duyusuna yardımcı olma ve
kafatasına koruyuculuk yapma gibi fonksiyonları olduğuna dair teoriler
mevcuttur. Sinüslerin yüzeyini örten örtü (mukoza) üzerinde silialar ve salgı
yapan goblet hücrelerine sahiptir.&nbsp; Sinüs
mukozasından salgılanan salgı silialar yardımı ile sinüslerin doğal
açıklıklarına doğru yönlendirilerek burun içerisine taşınır. Sinüslerin kendi
kendini bakterilerden ve zararlı parçacıklardan temizleyebilmesi için fonksiyon
gören silia ve normal salgı üretimi şarttır. Bu işlemin yapılabilmesi için
sinüslerin burun içerişe açıldığı bölgenin (osteometal kompleks) açık olması
gerekir.</p>



<p>Rinosinüzit
akut, subakut (3 aydan kısa süredir olan), tekrarlayan, kronik (3 aydan uzun
süredir olan) yada kronik snüzitin akut alevlenmesi şeklinde olabilir.</p>



<p>Rinosinüzit
hastalığı sıklıkla eşlik eden; alerjik rinit, kistik fibrozis ve astım
gibi&nbsp; başka bir hastalıkla birliktedir.
Akut rinosinüzit viral bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası( nezle vb)
mukosilier transportun&nbsp; bozulması ve
sinüslerin burun içerisine açılan girişlerinde tıkanma sonucu oluşur. Bu durum
sinüs içerisini örten örtüde birtakım değişikliklere ve bakterilerin burada
çoğalabilmesine olanak verir. Bu enfeksiyon yüzeyi ve girişi örten örtüde
şişlik ve yangısal bir duruma neden olarak durumun daha kötüye gitmesine neden
olur. Benzer şekilde alerjik rinit de&nbsp;
rinosinüzitle sonuçlanacak&nbsp;
şekilde mukozada ödem ve inflamasyona neden olabilir. Burun orta bölmesi
eğriliği, konka bulloza ve nazal polipler fiziksel olarak bu bölgeyi tıkayarak
yada daraltarak rinosinüzite neden olabilecek anatomik durumlardır. Salgı
üretimini bozan;&nbsp; kistik fibrozis, silier
diskinezi ve bağışıklık sistemini bozan hastalıklar hastayı rinosizüte
yakalanmaya yatkın yapabilirler.</p>



<p>Endoskopik
sinüs cerrahisi lokal ya da genel anestezi ile yapılabilmektedir.</p>



<h3>Endoskopik
sinüs cerrahisi hangi durumlarda yapılır ?</h3>



<h4>Endoskopik
sinüs cerrahisi:</h4>



<ul><li>Tümör</li><li>Rinosinüzit komplikasyonları (orbital abse, subperiostal abse)</li><li>Mukosel</li><li>Fungal mycetoma(sinüs mantarı)</li><li>Beyin omirilik sıvısı kaçağı</li><li>İlaç tedavisine yanıt vermeyen rinosinüzitler</li><li>Tekrarlayan akut sinüzit atakları</li><li>Durdurulamayan burun kanamaları</li><li>Nazal polipler olduğunda yapılabilir.</li></ul>



<h3>Sinüs
cerrahisi ile birlikte septoplasti yapılabilir mi?</h3>



<p>Bu
durumlara ek olarak ileri derecede septum deviasyonu (burun orta bölme
eğriliği) orta konkanın(burun yan eti) dışarı doğrun itilmesine ve osteomeatal
ünitenin daralması&nbsp; dolayısıyla sinüzite
neden olabilir. Ayrıca burun orta bölmesi eğriliği endoskopik sinüs cerrahisi
yapılmasını engelleyecek durumda ise yada burun tıkanıklığına neden oluyorsa
sinüs cerrahisi ile aynı seansta burun orta bölmesi ameliyatı (septoplasti)
yapılmalıdır.</p>



<h3>Konka
Bulloza nedir ? Ameliyat edilmesi şart mıdır?</h3>



<p>Ayrıca
konka bülloza(burun yan etlerinden, ortadakinin içinde bulunan kemiğin içinde
hava olması durumu) eğer büyük ve osteomeatal kompleksi kapatıyorsa alınması
gerekenbilir. Ancak konka bulloza çok büyük değilse, içinde mukosel yada
enfeksiyon bulguları yoksa ve sinüzit sebebi değilse müdahale gerektirmez.
Çünkü toplumun yaklaşık %30 ‘unda bulgu vermeyen konka bulloza bulunmaktadır.
Bu bir anatomik varyasyondur. Ve yukarıdaki durumlar yoksa cerrahi müdahale
gerektirmez.</p>



<h3>&nbsp;Mukosel nedir? Image-guıded navigation ne işe
yarar ?</h3>



<p>Kronik
sinüs hastalıkları, travma ve sinüs cerrahileri sonrası mukosel oluşabilir.
Mukoseller bir örtü ile çevrili içinde mukus bulunan ve sinüs içerisini tamamen
doldurabilen yapılardır. Mukoselin klasik tedavisi bulunduğu bölgeden
çıkarılmasıdır. Ancak endoskopik yöntemle kistin bir boşluğa ağızlaştırıldığı
marsupializasyon yöntemi ile de tedavi edilebilirler. Kafa tabanı ve göz
küresinin içinde bulunduğu boşluğa yakın mukosel cerrahilerinde görüntüleme
klavuzlu navigasyon(image-guıded navigation)&nbsp;
sistemleri kullanılabilir.</p>



<h3>Nazal
polipler endoskopik cerrahi ile tedavi edilebilir mi?</h3>



<p>Endoskopik
cerrahiye farklı yanıt veren üç grup polip&nbsp;
hastası vardır. Astımı olmayan, birlikte allerjisi olan yada olmayan
birinci grup hasta endoskopik sinüs cerrahine en iyi yanıt veren ve sıklıkla
tamamıyla tedavi olan&nbsp; gruptur. İkinci
grup hasta astımı olan ve polipleri olan hastadır ki bu grup endoskopik sinüs
cerrahisine orta derecede cevap verirler. Astımı, aspirin allerjisi ve
polipleri olan üçüncü grup hastalarda yapılan endoskopik cerrahi sonrası
durumun (polipler) tekrarlaması sıktır.</p>



<p>Poliplerin
endoskopik sinüs cerrahisi ile alınması işleminde mikrodebriderler kullanılması
cerrahiyi kolaylaştırıcıdır.</p>



<p>Antrokoanal
polip maksiller sinüsü dolduran polip türüdür ve endoskopik cerrahi ile tedavi
edilebilirler. Polibin sinüs içerisindeki bölümünün tamamının alınması
tekrarlamayı engeller.</p>



<h3>Sinüzit
ameliyatı sonrası bakım nasıl olmalıdır ?</h3>



<p>Ameliyattan
hemen sonraki dönemde (ayılma odası ve servis) hastanın başı yüksek
tutulmalıdır ve buz tatbiki oluşabilecek &nbsp;şişliği azaltacaktır.</p>



<p>Eşlik
eden hastalığı olmayan hastalar aynı gün evine taburcu edilebilir.</p>



<p>Doktorun
önerdiği ağrı kesiciler kullanılabilir. Tamponlar alındı ise nazal yıkama
solüsyonları ile burun içerisinin yıkanmasına başlanabilir. Bunu doktorunuz
size anlatacaktır.</p>



<p>Eğer
tampon konulmuşsa ve doktorunuz gerek görürse uygun antibiyotik doktorunuz
taarfından size reçete edilecektir.</p>



<p>Ameliyat
sonrası süreçte birkaç gün kanamayı arttıracak ağır efordan, burun sümkürmeden
ve kanamayı arttırabilecek ilaçlardan sakınmak gereklidir.</p>



<p>Ameliyat
sonrası doktorunuzun söyleyeceği günlerde birkaç pansumanınız olacaktır. Bu
pansuman sırasında içeride oluşmuş kabuk ve krutlar endoskop yardımı ile
temizlenecektir.</p>



<p>Pansuman
sıklığı her hastaya göre değişebilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/sinuzit-ve-endoskopik-sinus-cerrahisi/">Sinüzit ve endoskopik sinüs cerrahisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>REVİZYON, SEKONDER (İKİNCİL) SEPTORİNOPLASTİ NEDİR?</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/revizyon-sekonder-ikincil-septorinoplasti-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Nov 2019 17:06:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ESTETİK UYGULAMALAR]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=769</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;&#160; REVİZYON, SEKONDER-İKİNCİL- SEPTORİNOPLASTİ NEDİR? Daha önceki cerrahi/cerrahilere bağlı yoğun skar (iyileşme dokusu) ikincil ameliyatlarda diseksiyonu (dokuları birbirinden ayırma) zorlayan bir durumdur. Açık teknik septorinoplasti yeterli görüş sağlaması nedeniyle bu durumlarda tercih edilen yöntem olmaktadır. Açık teknikte bile direk görüşe rağmen bazen skar dokusunu kıkırdak dokudan ayırmak zor olabilmektedir. İkincil [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/revizyon-sekonder-ikincil-septorinoplasti-nedir/">REVİZYON, SEKONDER (İKİNCİL) SEPTORİNOPLASTİ NEDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4>&nbsp;&nbsp; REVİZYON, SEKONDER-İKİNCİL-  SEPTORİNOPLASTİ NEDİR?</h4>



<p>Daha önceki cerrahi/cerrahilere bağlı yoğun skar (iyileşme dokusu) ikincil ameliyatlarda diseksiyonu (dokuları birbirinden ayırma) zorlayan bir durumdur. Açık teknik septorinoplasti yeterli görüş sağlaması nedeniyle bu durumlarda tercih edilen yöntem olmaktadır. Açık teknikte bile direk görüşe rağmen bazen skar dokusunu kıkırdak dokudan ayırmak zor olabilmektedir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/11/buruncizim.jpeg" alt="" class="wp-image-770" width="502" height="482" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/11/buruncizim.jpeg 393w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/11/buruncizim-300x288.jpeg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/11/buruncizim-230x221.jpeg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/11/buruncizim-350x336.jpeg 350w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></figure></div>



<p>İkincil cerrahilerde hastaların
sıklıkla düzelmesini istediği durum; daha önceki cerrahiler sonrasında gelişen
yada mevcut&nbsp; olan ama cerrahi sonrası
geçmeyen burun tıkanıklığı şikayetleridir. Bu gurup hastalarda önceki cerrahi
girişimlere bağlı olarak aşırı küçültme, burun destek mekanizmalarının çökmesi,
zayıflaması durumu oluşmuş olabilir. Ameliyat sonrası tıkanıklıkların en önemli
sebepleri; burun yan duvarında çökme, orta kubbe &nbsp;bölgesinde çökme, orta bölme eğriliğinin
yetersiz düzeltilmesidir.</p>



<p>Dışarıdan görülen belirli
kozmetik bozukluklar çoğunlukla içerideki bozukluğa işaret ve eşlik eder. Orta kubbe
&nbsp;bölgesinin dar olması, burun sırtı
kemik-kıkırdak bileşkesinde ters V deformitesi, yine burun sırtı ve yan duvar
kıkırdaklarında iki parmakla sıkıştırılmış gibi görüntü veren “pinch
deformitesi” bunlar arasında sayılabilir. İlk cerrahilerde bu deformiteleri
oluşturmaktan kaçınmak ikincil cerrahi ile düzeltmekten daha kolay ve daha iyi
bir seçenektir. Burun uç kısmı yan kıkırdaklarından(alt lateral) gerekenden
fazla almaktan kaçınmak, alar taban ve tip(burun tabanı ve ucu) bölgesini
sağlamlaştırmak, orta kubbe &nbsp;bölgesini
yeniden oluşturmak yukarıda bahsedilen olumsuz sonuçlardan kaçınmak için
gerekli anahtar yaklaşımlardır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkincil cerrahilerin zorluklarından
en önemlisi septal kıkırdağın(burun orta bölmesi kıkırdağı) parça alınacak
yeterlilikte olmamasıdır. Orta bölme cerrahilerinde bazen ilk ameliyatlarda
sadece orada kalması zorunlu olan miktar kadar&nbsp;
kıkırdak bırakılmak zorunda kalınabilir(L-strut).&nbsp; Böyle durumlarda başka alanlardan kıkırdak
parça alınması gerekir. Bu alanlar kulak&nbsp;
yada kaburga kıkırdağıdır. Kulak arkasına yada önüne yapılan bir kesiyle
kulak sayvanından kıkırdak parça alınır. Ancak kulaktan alınan kıkırdak &nbsp;hem miktar olarak sınırlıdır hem de şekil
açısından bazen uygun olmayabilir. Bu durumlarda kaburga kıkırdağı iyi bir
seçenektir. Kaburga kıkırdağı hem miktar olarak yeterlidir hem de istenildiği
gibi şekillendirilebilir. Kaburga kıkırdağı 7,8 ve 9. kaburganın kıkırdak
kısmından alınır. Alınacak kaburganın üzerindeki cilde 3-5 cm’ lik bir kesi
yapılarak alınır. Sağ taraftaki kaburgalardan alınır. Kaburga kıkırdağı çeşitli
tekniklerle istenen boyut, incelik ve şekilde kesilerek ihtiyaca göre
kullanılır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkincil cerrahilerde problemli
alanlar genellikle nazal tip(burun ucu), burun üst kıkırdakları ve burun sırtı
orta kubbe(middle vault) bölgesidir. İlk cerrahide burun tabanı yeterince
desteklenmezse burun ucunda güçsüzlük oluşabilir. Bu durum burun ucunda düşme,
burun ucu projeksiyonun az olduğu burun ile üst dudak arası&nbsp; açıda azlık ile kendini gösterebilir. Bazı
durumlarda orta bölmenin ön ucundan parça çıkarılması ve burun ucu yan
kıkırdaklarda oluşan skar sonucu oluşan retraksiyonlar ile burun ucunun
normalden fazla kalkması sonucu da oluşabilir. Bu durumlarda düzeltici teknik
geride kalan kıkırdakların durumuna göre planlanır. Genelde burun ucu alt yan
kıkırdakları zayıflamış ve gerginliğini kaybetmiş olarak bulunur. Önceki
cerrahilerde burun orta bölmesi alt ucunun&nbsp;
gereğinden fazla kısaltılması durumlarında bu bölgeye extension(uzatıcı)
greftler(parçalar) konularak hem burun tabanının sağlamlaştırılması hem de
burun ucu düşüklüğünün giderilmesi mümkündür. Daha ileri burun ucu düşüklüğü
olan durumlarda kaburga kıkırdağından alınan parçalarla kolumellar strut (orta
bölmenin en ucundaki kıkırdakların arasına yerleştirilen bir nevi direk işlevi
gören greft) konularak hem düşüklük giderilebilir hem de projeksiyon
arttırılabilir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Burun ucu şeklini belirleyen burun
alt lateral kıkırdağının intermediate ve medial bacaklarının boyutu, şekli ve
konumlarıdır. Asimetriler, çukurlar, bulbozite ve diğer şekil bozuklukları daha
önceki cerrahiye bağlı oluşabilir. Çoğunlukla kıkırdaklar hasarlanmıştır ve
yeniden şekillendirilmiş kıkırdaklar burun ucu desteğini sağlamaktan yoksundur.
Kalın derili hastalarda güçlü bir burun ucu iskeleti&nbsp; oluşturulmalıdır ki bunun yumuşak doku
aracılığı ile cilde&nbsp; yansıması net
olabilsin. Bu durumda istenen augmentasyona ve şekle uygun &nbsp;shield(kalkan grefti) kullanılabilir. Kalkan
greftin üst bitim sınırına konulacak bir cap yada butress geft ile iki greft
arasındaki geçiş yumuşatılarak dışarıdan burun ucu ile burun sırtı arasındaki
açıda istenilen şekle ulaşılabilir. Burun alt ucu yan duvarını oluşturan
kıkırdak bölüme eğer zayıflık, çökme ve çukurluk varsa üzerine lateral crural
greft konulabilir. </p>



<p>             Burun ucu yan duvarındaki kıkırdakdan önceki cerrahilerde fazla alınması bu bölümdeki darlık ve çökmenin ana sebeplerindendir. Uzun, dar burunlu hastalarda ve önceden supraalar bölgesi çıkıntılı olan hastalarda bu komplikasyon daha sıklıkla görülür. Bu durum derin nefes almada burun yan kanatlarında çökme şeklinde gösterebilir. Bu durumun düzeltilmesinde alar batten greft kullanılır. Yan duvarda en fazla güçşüzlüğün, çökmenin olduğu&nbsp; bölgeye konulan parça ile bu olumsuzluk giderilir. Bu konulan parçanın burun deliği genişliğini olumsuz etkilememesi ve yerinden kaymaması için bazen yan lateral kıkırdağa dikilmesi gerekebilir. Burun ucu yan duvarındaki güçsüzlük şekil ve miktarına bağlı olarak bu greft(parça) uygun pozisyon ve şekilde yerleştirilip sabitlenir. Burun ucu yan duvarının ameliyat sonrası dönemde orta hatta tekrar yaklaşıp darlık oluşturmaması için çeşitli sürelerde, akşam yatarken kullanılan burun içi stentler(çeşitli boyutlarda, yumuşak materyalden yapılmış burun deliği şeklinde aparatlar) kullanılabilir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diğer
olumsuz sonuçlar gibi alar&nbsp; rim (burun
ucun yan duvarı alt sınırı) ile ilgili olumsuz durumlarda kıkırdakların fazla
çıkarılmış olmasına yada güçsüzleşmesine bağlı olarak oluşabilir. Sefalik
trimin(burun ucu yan kıkırdağın yukarı kısmından parça çıkarılması) fazla
yapılması alar rim sınırında&nbsp; çekilmeye
neden olabilir yada burun orta bölmesinin yandan görünürlüğünü(columellar show)
arttırabilir.&nbsp; Yine bu bölgenin
zayıflamış olması burada çentiklenme, çökme ve alttan bakıldığında görülen
burunun üçgen yapısının bozulmasına neden olabilir. Alar rim sınırına
konulan&nbsp; greftler dar 2-3&#215;5-8 mm’lik
kıkırdak parçalarıdır. Oluşturulan cebe yerleştirilirler. Gerekirse shield
grefte yada yumuşak dokuya dikişle sabitlenirler. Bu alttan bakışta üçgen
görüntüye katkıda bulunur. İleri derecede alar retraksiyonlarda
kompozit(kıkırdak ve cillten oluşan) greftler ile alar rim bölgesinde uzatma
sağlanabilir.</p>



<p>         Üst lateral kıkırdak alt ucunda ve internal valvde çökme, iki parmakla sıkılmış gibi görünen burun sırtı(pinched nose), ters V deformitesi orta kubbenin horizontal(yatay) bölümünün sağlamlığının bozulması sonucu oluşur. Birincil cerrahilerde olduğu gibi spreader greftlerin konulması ikincil cerrahilerde de&nbsp; orta kubbenin simetri ve desteğinin&nbsp; sağlanması için en uygun seçenektir. Yalnız ikincil cerrahilerde bu konulan parçanın daha büyük ve çok sayıda &nbsp;olması gerekebilir.</p>



<p>Kemik kubbe bölümünde bir önceki
cerrahiye bağlı asimetri ve düzensizlikler gözlenebilir. Bunlar genelde eşit
yapılamayan osteotomi ve yetersiz yeniden pozisyonlandırmaya bağlı oluşurlar.
Eğer lateral osteotomiler ve orta hatta yaklaştırma &nbsp;yapılmadan burun sırtındaki çıkıntının(hump,hörgüç)
düzleştirmesi yapılırsa “open roof”(açık çatı) deformitesi oluşabilir. Bu
olumsuzluklar osteotomiler tekrar yapılıp kemiklerin yeni yerine getirilmesi
ile çözülür. Eğer burun sırtında düzensizlikler varsa bununla birlikte bu
düzensizlikler düzeltilir. Eğer burun sırtı çok düşükse bu bölgeye ve radix
bölgesine greft (parça) konularak yükseltilmeye çalışılır. Daralmış burun
kemiklerini düzeltmek biraz daha zor bir durumdur. Bu durumda osteotomiler
tekrar yapılarak kemik yapılar orta hattan uzaklaştırılır ve tekrar orta hatta
gelmemeleri için burun içi stent (aparatlar)kullanılır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/revizyon-sekonder-ikincil-septorinoplasti-nedir/">REVİZYON, SEKONDER (İKİNCİL) SEPTORİNOPLASTİ NEDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Botilinum Toxini Uygulamaları Nasıl Yapılır</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/ankara-botilinum-toxini-uygulamalari-nasil-yapilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 14:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ESTETİK UYGULAMALAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=759</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Ankara Botilinum Toxini uyulamaları botilinum toksini nasıl yapılır? Günümüz popüler kültüründe sosyal medyanın etkisi, uzun yaşam süresi ve güzellik anlayışındaki değişiklikler nedeniyle botilinum toksini ve dolgu uygulamaları daha sık uygulanmaktadır. Hızlı sonuç verebilmesi, işlem sonrası işe dönüşün hemen olabilmesi, kolay ve az ağrılı uygulanabilmesi nedeniyle doktor ve hastalar tarafından [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/ankara-botilinum-toxini-uygulamalari-nasil-yapilir/">Ankara Botilinum Toxini Uygulamaları Nasıl Yapılır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/4684242D-F729-4AA9-9D2D-1FD0969626F7_4_5005_c-1.jpeg" alt="" class="wp-image-760" width="785" height="457" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/4684242D-F729-4AA9-9D2D-1FD0969626F7_4_5005_c-1.jpeg 618w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/4684242D-F729-4AA9-9D2D-1FD0969626F7_4_5005_c-1-300x175.jpeg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/4684242D-F729-4AA9-9D2D-1FD0969626F7_4_5005_c-1-230x134.jpeg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/4684242D-F729-4AA9-9D2D-1FD0969626F7_4_5005_c-1-350x204.jpeg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/4684242D-F729-4AA9-9D2D-1FD0969626F7_4_5005_c-1-480x280.jpeg 480w" sizes="(max-width: 785px) 100vw, 785px" /><figcaption>Ankara  Botilinum Toxini  Cihan Karaca</figcaption></figure></div>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara </strong>Botilinum Toxini <strong> uyulamaları</strong> botilinum toksini nasıl yapılır?   Günümüz popüler kültüründe sosyal medyanın etkisi, uzun yaşam süresi ve güzellik anlayışındaki değişiklikler nedeniyle botilinum toksini ve dolgu uygulamaları daha sık uygulanmaktadır. Hızlı sonuç verebilmesi, işlem sonrası işe dönüşün hemen olabilmesi, kolay ve az ağrılı uygulanabilmesi nedeniyle doktor ve hastalar tarafından ilk sırada tercih edilen uygulamalar arasına girmiştir. Bazı cerrahi yöntemlere alternatif olarak yada birlikte kullanılmaktadır. Botilinum toksini kozmetik kullanım dışında baş ağrısı, spastisite, distoni, hemifasiyal spazm, tortikollis, blefarospazm, siyalore, bruksizim, migren, mesane disfonksiyonunda, prematür ejekülasyon&nbsp; tedavisinde kullanılmaktadır.</p>



<h4> <strong>Botilinum toksini  nedir ?</strong></h4>



<p> <strong>Botilinum toksini </strong>Clostridium botilinum adlı bakterinin toksinidir. Yedi farklı tipte botilinum toksini tanımlanmıştır. Piyasada aynı etki mekanizması ile etki eden farklı kompozisyonda 3 preparat vardır. Toksin sinir kas kavşağında nöromuskuler iletiyi engelleyerek kaslarda&nbsp; geçici bir felç hali yaratarak etki etmektedir. İlk uygulamaya çıktığında tam paralizi yapılarak kas hareketi geçici olarak felç edilmekte idi ancak günümüzdeki uygulamalarda kas hareketini azaltıcı daha&nbsp; doğal bir&nbsp; görünüm elde edecek dozlar uygulanmaktadır. </p>



<h3>Botilinum Toxini <strong> hangi bölgelere uygulanır?</strong></h3>



<p> Botilinum toksini enjeksiyonu uygulaması iki kaş arası, alın bölgesi, orta ve alt yüz bölgesi, dudaklar ve ağız çevresi, göz çevresi, burun sırtı ve boyun bölgesine uygulanabilmektedir. Uygulama dozu her bölge ve kas grubuna göre değişmektedir. Bu bölgelerdeki kırışıklıkları düzeltmek amaçlı kullanılır. Ancak derin ve kalıcı çizgilerde etkinliği azdır.</p>



<h4><strong>Botilinum toksini &#8211; </strong>Botilinum Toxini <strong> uygulaması öncesi dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></h4>



<p> İşlem öncesi aspirin, vitamin E ve non-steroid antienflamatuar ilaçlar eğer tıbben engel yoksa 5-7 gün öncesinde kesilmelidir. Uygulama öncesi ve sonrası bölgeye buz uygulaması ağrı, şişlik, morluk &nbsp;ve kanamayı azaltır. Uygulanacak saha alkol ile temizlenecekse &nbsp;alkolün uçması beklenir. Alkol toksinin etkinliğini azaltabilir. Alkol içermeyen antiseptiklerle sahanın temizlenmesi tercih edilir. Uygulanacak bölgedeki makyaj, ruj ve yabancı cisimler işlem öncesi temizlenmelidir. İğne korkusu olan ve ağrı eşiği düşük kişilerde uygulanacak bölgeye yüzeyel lokal anestezi yapılabilir. İşlem yaklaşık 20 dakika sürmektedir.<strong> Dolgu işlemi </strong>ile birlikte yapılabilir. Botilinum toksininin etkisi 24-72 saat aralığında görülür. Eğer ek doz ihtiyacı varsa bu 14 gün sonunda değerlendirilmelidir. Botilinum toksinin etki süresi 3-4 ay arasındadır. 3-4 ay sonrası tekrarlanması gerekir.</p>



<h3>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Botilinum Toxini <strong> hangi durumlarda yapılmaz?</strong></h3>



<p> Hamile ve emzirenlerde botilinum toksini uygulaması yapılmaz. Myastenia gravis(bir tür sinir- kas kavşağı hastalığı), Eaton-Lambert sendromu, motor nöron hastalıklarında&nbsp; botilinum toksini uygulaması&nbsp; yapılmamalıdır. Bazı ilaçlar toksinin etkisini arttıracağı için kullandığınız ilaçlar konusunda mutlaka doktorunuza bilgi veriniz. Uygulama alanında enfeksiyon varsa işlem yapılmamalıdır. Albümin yada botilinum toksini preparatı içeriğine alerjisi olan hastalarda uygulama yapılmaz.</p>



<h4><strong>Botilinum toksini (</strong>Botilinum Toxini <strong>) uygulaması sonrası karşılaşılabilecek olumsuz durumlar nelerdir?</strong> </h4>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Botilinum toksini uygulaması sonucu karşılaşılabilecek olumsuz sonuçlar; uygulama bölgesinde morarma, şişlik, baş ağrısı, üst göz kapağı düşüklüğü(%1), asimetri, şaşılık, bulantı, güçsüzlük, grip benzeri bulgular ve çift görme şeklinde sıralanabilir. Ancak bu etkiler geçicidir ve sık görülmezler. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/ankara-botilinum-toxini-uygulamalari-nasil-yapilir/">Ankara Botilinum Toxini Uygulamaları Nasıl Yapılır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erişkinlerde Faranjit Boğaz Ağrısı Sebebleri</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/eriskinlerde-faranjit-bogaz-agrisi-sebebleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 12:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BOĞAZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=752</guid>

					<description><![CDATA[<p>ERİŞKİNLERDE BOĞAZ AĞRISI SEBEPLERİ NELERDİR? Boğaz ağrısı sebepleri başlıca enfeksiyon kaynaklı ve enfeksiyon kaynaklı olmayanlar olarak iki gruba ayrılabilir. Enfeksiyon kaynaklı olanlar viral&#160; ve bakteriyal olarak iki ana başlıkta incelenebilir. Farenjit faerenks bölgesi üç bölümden oluşur. Nazofarenks( geniz bölgesi), orofarenks(kabaca ağızdan bakıldığında görülen kısım), hipofarenks(ağızdan direk bakıyla görülemeyen endoskopik olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/eriskinlerde-faranjit-bogaz-agrisi-sebebleri/">Erişkinlerde Faranjit Boğaz Ağrısı Sebebleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3><strong>ERİŞKİNLERDE BOĞAZ AĞRISI SEBEPLERİ NELERDİR?</strong></h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="1024" height="418" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-1024x418.jpeg" alt="" class="wp-image-753" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-1024x418.jpeg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-300x123.jpeg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-768x314.jpeg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-830x339.jpeg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-230x94.jpeg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-350x143.jpeg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi-480x196.jpeg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/faranjit-bogaz-agrisi.jpeg 1182w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p>Boğaz ağrısı sebepleri başlıca
enfeksiyon kaynaklı ve enfeksiyon kaynaklı olmayanlar olarak iki gruba
ayrılabilir. Enfeksiyon kaynaklı olanlar viral&nbsp;
ve bakteriyal olarak iki ana başlıkta incelenebilir. </p>



<p>Farenjit faerenks bölgesi üç
bölümden oluşur. Nazofarenks( geniz bölgesi), orofarenks(kabaca ağızdan
bakıldığında görülen kısım), hipofarenks(ağızdan direk bakıyla görülemeyen
endoskopik olarak bakıldığında görülen gırtlağın üstünde kalan farenksin geri
kalan bölümüdür)&nbsp; Farenksin üç bölümünden
herhangi bir bölümü yada tamamının enfeksiyon ve enflamasyonuna(yangısal
durumuna)&nbsp; farenjit denilir. Erişkinlerde
enfeksiyon kaynaklı farenjit&nbsp; pek çok
boğaz ağrısı sebebinden yalnızca birisidir. Her bir hasta için doğru hikaye
alma&nbsp; ve dikkatli fizik muayene
hastalıklar arasında ayırıcı tanıyı yapmak&nbsp;
için kritik öneme sahiptir.</p>



<h4><strong>Farenjite neden olan virüsler
hangileridir?</strong></h4>



<p>Erişkinlerde farenjitin en sık sebebi(%30-60) kendi kendini sınırlayan, soğuk algınlığının bir parçası olan  viral enfeksiyonlardır. Erişkinler ortalama olarak yılda iki  ile dört kez soğuk algınlığına yakalanırlar ve bunların %20’ lik kısmı hastalık bulguları nedeniyle bir sağlık kuruluşuna başvurur. Rhinovirüsler soğuk algınlığına en sık sebep olan virüstür. Coronavirüs ve parainfluenza virüs daha az sıklıkta soğuk algınlığı sebebidir. Coronavirüs severe acute respiratory syndrome(SARS) olarak tanımlanmış bir hastalığa neden olabilir.  Bu hastalıkta <a href="https://www.cihankaraca.com/bogaz-hastaliklari/">boğaz </a>ağrısı ve <a href="https://www.cihankaraca.com/burun-hastaliklari/">burun </a>akıntısı hastaların sadece %13-25’ inde görülür. Boğazda kızarıklık ve şişlikten çok boğaz kuruluğu gözlenir. Lenfadenopati(lenf bezelerinin şişmesi) görülmez.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Rhinovirüsler</strong> büyük
partiküllü damlacık enfeksiyonu şeklinde solunum yoluyla bulaşırlar. Bu virüs
grubu burun iç&nbsp; yüzeyini örten
örtüde&nbsp; yıkım(invazyon) oluşturmadan
enflamasyona neden olur. Salgılanan bazı enflamatuvar aracı maddeler burun içi
örtüsünde&nbsp; ödem ve kızarıklık yapar ve bu
kızarıklık şişlik aşağıya farenkse doğru ilerler. Bu enfeksiyon boğazın beta
enfeksiyonuna benzer bulgularla karşımıza çıkabilir ancak rhinovirüs
enfeksiyonlarında boğaz ağrısı o kadar şiddetli değildir ve yutma güçlüğü&nbsp; olmaz. Hastalar genellikle &nbsp;burun akıntısı, burun tıkanıklığı, kuru
öksürük, ses kısıklığı, düşük dereceli ateşten yakınırlar. Soğuk algınlığının
tedavisi semptomatiktir ve dinlenme, ağızdan yeterince sıvı alma yeterli
olmaktadır. Bazen birtakım kombine soğuk algınlığı ilaçları kullanılabilir. Sağlıklı
erişkinlerde bir haftada iyileşir. Antibiyotik kullanılmaz ancak&nbsp; ikincil bakteriyel sinüzit (%0.5-5) gelişirse
antibiyotik kullanmak gerekir.</p>



<h4> <strong>İnfluenza </strong>virüsleri  damlacık enfeksiyonu ile solunum yoluna ulaşırlar.</h4>



<p> Solunum sistemi üzerini örten örtüye(mukoza) saldırırlar. İlerlemesi durumunda akciğerlere kadar bütün solunum sistemini tutabilirler. Genellikle geç sonbahar ve kış aylarında daha sık görülür. Küresel salgınlar yapabilir. İlerleyici olduğu durumlarda ölümle sonuçlanabilir. İnfluenza A daha hastalık yapıcı ve öldürücüdür. Çok genç hastalarda hastaneye yatıracak kadar hastalık yapabilir, 50 yaş üstü hastalarda ise komplikasyonla karşılaşma oranı fazladır. Altta yatan hastalık olduğunda(bağışıklığın baskılandığı durumlar, kalp-akciğer hastalıklarında, şeker hastalığı) komplikasyonla karşılaşama riski artmaktadır. Hastalığa bağlı ölüm sebebi genellikle  </p>



<p>Primer viral yada sekonder bakteriyal enfeksiyona bağlı pnömoni(zatüree) sonucu olur. Ani oluşan ateş, baş ağrısı ve miyalji(kas ağrıları) şikayetleri ile başlar. Arkasından boğaz ağrısı, keyifsizlik, titreme, terleme, kuru öksürük ve burun akıntısı şikayetleri ile devam eder. Lenfadenopati(lenf bezlerinin şişmesi) görülmez. Bulgular genellikle 3-5 gün içinde geriler. Şiddetli olan durumlarda ve komplikasyon oluşması yüksek riskli gruplarda antiviral(zanamivir,oseltamivir) ilaçlar kullanılabilir. Bu grup ilaçlar ilk 2 gün içinde başlanırsa takip eden 2 gün içerisinde bulgularda gerileme gözlenir. Tedavi her hastaya göre planlanmalıdır. En iyi önleyici yöntem aşılamadır. Aşıların etkinliği %70-100 arasındadır. Kronik kalp-akciğer hastalığı olanlar, metabolik hastalığı olanlar, bağışıklık yetmezliği olanlar, grip sezonunda hamileliğin 2. ve 3.  üç ayında olanlar, sağlık personeli, yüksek riskli hastalara ev bakımı verenlere aşılama önerilmektedir.</p>



<h4> <strong>Human Immunodeficiecy Virus(HIV)</strong> :</h4>



<p>Akut HIV enfeksiyonu maruziyetten günler yada haftalar içerisinde %40-90 arasında mononükleozus benzeri bir tabloyla ortaya çıkabilir. Bu ateşli durum akut retroviral sendrom olarak adlandırılmıştır. Semptomların spesifik olmaması nedeniyle bu durum HIV riski yüksek kişilerde bile gözden kaçmaktadır. Dolayısıyla akut retroviral sendrom  sebebi bilinemeyen  ateşi olan hastalarda ayırıcı tanı için mutlaka akılda tutulmalıdır. En sık görülen belirtiler ateş, letarji, ciltte döküntü, kas ağrısı, baş ağrısı, farenjit, boyun bölgesinde lenf bezelerinin şişmesi ve eklem ağrısıdır. Farenjit hastaların %50-70’ inde görülür.</p>



<p> Ağız içerisinde ülsere lezyonlar ve  ağız içerisinde kandidiazis(pamukçuk) görülebilir. Çeşitli kan tetkikleri ile tanıya ulaşılabilir. AIDS hastalarında ağız içerisindeki ülserler herpes virüs, sitomegalovirüs, kriptokok, histoplazmozis, mikobakteriyel enfeksiyon  nedeniyle olabilir. Ağız içerisindeki ülserler giderek büyüyen, etrafa hasar veren ve oldukça ağrılıdır. Genellikle bademciklerin bulunduğu  boşlukta, ağız tabanında ve epiglotta görülür.</p>



<h4><strong>Adenovirüs</strong>:</h4>



<p>  Adenovirüsler çocuklarda konjonktivit ile birlikte farenjite (farengokonjonktival ateş) sebep olduğu iyi bilinmektedir. Adenovirüs 3,4.7 ve 21 serotipleri acemi askerlerde(kalabalık ortamın paylaşıldığı durumlar) ateşli solunum sistemi hastalığı salgını yapabilmektedir. Bağışıklık sistemi bozuk hastalarda ve nadiren sağlıklı erişkinlerde hastalık sebebi olabilmektedir. Adenovirüsler erişkinlerde ateşli solunum sistemi hastalığının bir parçası olan farenjite neden olmaktadır. Boğaz ağrısı hastaların % 71’ inde görülür. Adenovirüsler farenks bölgesini örten örtüye direkt olarak saldırırlar ve hücresel hasara neden olurlar. Bu nedenle boğaz ağrısı soğuk algınlığında olduğundan daha şiddetlidir. </p>



<p>Boğaz ağrısı ile birlikte burun tıkanıklığı, kuru öksürük, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal görülebilir. Hastalık çoğunlukla kendiliğinden geçer,  tedavisi semptomatikdir. Bulguların gerilemesi süresi ortalama 10 gündür. Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde nadiren de sağlıklı erişkinlerde önemli derecede hastalık nadiren de ölüm sebebi olabilir. Adenovirüs enfeksiyonları zatüree, ikincil bakteriyel enfeksiyonlara neden olabilirler. Oldukça  nadir olarak da; menenjit, ensefalit, sistit, nefrit, kolit ve ölüme neden olabilirler.</p>



<h4> <strong>Epstein-Barr virüs(EBV)</strong>: </h4>



<p>Bu virüs insan vücudunda gizli olarak kalır. Özelliklede B-lenfositlerde ve orofarengeal mukoza hücrelerinde aralıklı olarak çoğalırlar. Tükürük ile bulaşıcılık taşınabilir. Oldukça nadir de olsa diğer bir bulaş yolu kan transfüzyonudur. Dünya genelinde toplumun %80-90’ ı bu virüsle karşılaşmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde çocukların tamamına yakını hayatın ilk 6 yılında bu virüsle karşılaşırlar ve bağışıklık kazanırlar. Gelişmiş ülkelerde toplumun %30’ luk kısmı ergenlik yada erişkin dönmede bu virüsle karşılaşır. Bu grubun % 50’si hiç hastalık bulgusu vermeden enfeksiyonu geçirir ve bağışıklık kazanırlar. EBV Enfeksiyoz Mononukleozus adlı hastalığa neden olan virüstür. Bu enfeksiyonun başlangıç yolu lenfoid dokular ve farengeal epitel hücreleridir. Kuluçka süresi 3-7 haftadır. Başlangıçta keyifsizlik, ateş titreme belirtilerini 1-2 hafta sonra boğaz ağrısı, ateş, iştahsızlık ve lenfadenopati(lenf bezelerinin şişmesi) takip eder.  Boğaz ağrısı hastaların %82’ sinde görülür ve en sık şikayettir. Bunların yanı sıra karın ağrısı, baş ağrısı, boyun tutulması ve cilt döküntüleri görülebilir. Muayenede farenks bölgesinde beyaz zar, kızarıklık ve bademciklerde şişlik, yumuşak-sert  damak birleşim yerinde peteşi, farenks ve epiglotta ülserler gözlenir. Boyun bölgesindeki lenf bezlerinin şişliği belirgin bir bulgudur. Dalak büyümesi ve karaciğer büyümesi görülebilir. Göz çevresinde şişlik hastaların %30’ unda görülebilir. </p>



<p>Kan tetkikinde atipik lenfositoz görülür. Nötropeni(bağışıklık sisteminin önemli bir elemanı olan kan hücresi sayısının düşmesi), trombositopeni(pıhtılaşmayı sağlayan kan pulcuklarının sayısının azalması) ve asemptomatik olarak karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme görülebilir. Tanıya kan tetkikleri ile gidilir. Çoğunlukla kendi kendine geçen bir hastalıktır ancak bazı komplikasyonlara sebep olabilir. Bunlar; ikincil bakteriyel enfeksiyonlar(özellikle boğazın beta enfeksiyonu), lenfoid dokunun  ilerleyici şişmesine bağlı üst solunum yolu tıkanıklığı, hepatit(karaciğer enfeksiyonu, sarılık, asit, karaciğer yetmezliği(oldukça nadir)) dir. Ciddi nörolojik komplikasyonlar hastaların %1-5’inde görülebilir. Bunlar menenjit, ensefalit, kafa sinirlerini etkileyen nöropatiler ,transver myelit ve Gullian_Barre sendromudur. </p>



<p>Dalak yırtılması, hemolitik anemi, myokardit, ve psikoz enfeksiyoz mononükleozusa bağlı oluşabilecek oldukça nadir diğer komplikasyonlardır. Tedavisi destekleyici tedavi, dinlenme, ateşin düşürülmesi, ağrının geçirilmesinden ibarettir. Eğer dalak büyümesi varsa hastalar bu durumun ultrasonografide düzeldiği görülmeden kontakt  sporlarından kaçınılması konusunda uyarılmaları gerekir. Komplike bir durum yoksa antiviraller işe yaramaz. Amoksisilin ve ampisilin grubu antibiyotikler bu hastalık durumunda kullanılmamalıdır çünkü deri döküntüsüne neden olurlar. Eğer ikincil bir bakteriyel enfeksiyon var ise başka grup antibiyotik kullanılmalıdır.</p>



<h4><strong>Herpes Simplex Virüs(HSV)</strong>:</h4>



<p> iki tiptir. HSV_1 genellikle baş boyun bölgesinde hastalığa neden olur. HSV-2 daha çok genital bölgede hastalığa neden olmakla birlikte baş- boyun bölgesinde de hastalık nedeni olabilir. Ağız salgılarının direkt teması HSV-1’ in bulaşma yoludur.  Tipik olarak faenjite neden olur. Buna gigivostomatit(dişeti hastalığı) eşlik edebilir yada etmeyebilir. Tekrarlayan dudak uçuğu yeni enfeksiyondan çok HSV enfeksiyonunun yeniden aktive olmasıdır. Boğaz ağrısı, ateş, keyifsizlik ve lenf bezelerinin şişmesine neden olabilir. Ağız içerisinde ve farenks bölgesinde ağrılı ülsere lezyon görülebilir. Kendiliğinden geçer. İleri hastalığa sebep olması ve hastanın altta yatan hastalığı bulunması durumunda antiviral ilaçlar kullanılabilir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="684" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-1024x684.jpg" alt="" class="wp-image-268" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-1024x684.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-300x200.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-768x513.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-830x554.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-230x154.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-350x234.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun-480x320.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/07/bogazburun.jpg 2000w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>faranjit boğaz ağrısı</figcaption></figure>



<h4> <strong>Farenjite neden olan bakteriler nelerdir?</strong></h4>



<p>Erişkinlerde boğaz ağrısının sık
sebeplerinden farenjitin %5-10’ luk kısmına bakteriler neden olur. Çocuklarda
bakteriyel farenjitler daha sıktır(%30-40). Boğaz ağrısı şikayeti olan erişkin
hastaların %75’ ine antibiyotik yazılmış olabilir ki bu boğaz ağrısı sebebinin
çok az bir kısmı bakteriyel enfeksiyonlardır dolayısıyla&nbsp;&nbsp; bu hasta grubunun çok azında işe
yarayacaktır.buna hekimi zorlayan nedenlerden bir tanesi hasta beklentisi
diğeri ise hekimin&nbsp; antibiyotik
yazılmazsa hastanın tekrar geleceği kaygısıdır. Uygunsuz antibiyotik kullanımı
kişinin sağlığını olumsuz etkileyeceği gibi aynı zamanda toplum sağlığını
ilerleyen yıllarda olumsuz etkileyecek bir durumdur.</p>



<h4><strong>Grup A-b Hemolitik Streptokokkus Pyogenes</strong>:</h4>



<p> Halk arasında beta diye bilinen boğaz enfeksiyonudur. Boğaz ağrısı ve farenjite en sık sebep olan bakteridir. Buna rağmen erişkin popülasyonda bütün farenjit enfeksiyonlarının sadece %10’ unu oluşturur. Ana rezervuarı cilt, üst aerodigestif yollar mukozası, geniz bölgesi ve orofarenks bölümleridir. Sadece insanlarda hastalık yapar. Erişkinlerin %5’ inden azında  bulgu vermeden  taşıyıcı olarak bulunabilir. Havada asılı küçük damlacıkların solunum yoluyla alınması ile bulaşır. Daha az sıklıkla da direk temasla bulaşır. Çok nadiren pastörize edilmemiş süt ve bulaş olan yiyeceklerin yenilmesi ile bulaşır. </p>



<p>Enfeksiyon sonbahar ve kış aylarında daha sık görülür. Bademcikler, küçük dil, yumuşak damak ve farenksin arka duvarı etkilenen bölgelerdir. Belirtiler aniden başlar ve şiddetli boğaz ağrısı, yutmada ağrı, boyun bölgesinde lenf bezelerinin şişmesi, ateş, titreme, halsizlik, baş ağrısı, orta düzeyde boyun tutulması ve iştahsızlıktır. Ses kısıklığı, öksürük, konjonktivit, ishal, burun akıntısı ve ülsere lezyonlar genellikle görülmez. Farenks bölgesinde kızarıklık, şişlik ve bademcikler  üzerinde simetrik gri-beyaz zar görülür. Yumuşak damakta peteşi görülebilir. </p>



<h4>Bademcikler genellikle şişmiştir ve kötü ağız kokusu vardır.</h4>



<p> Deri döküntüleri görülebilir. Eğer tedavisiz bırakılırsa genellikle 3-7 günde kendiliğinden geçer. Hastalar akut enfeksiyon durumunda ve takip eden bir hafta bulaştırıcıdırlar. Antibiyotik tedavisi belirtilerin süresini kısaltır.  İlk 24-48 saat içinde antibiyotik tedavisi başlanılması belirtileri ve bulaşıcılığı azaltır ayrıca olası komplikasyonları engeller. İlk on gün içinde antibiyotik başlanırsa akut kalp romatizmasından koruma sağlanabilir. Ancak antibiyotiğin erken başlanması akut post-streptokokkal glomerulonefrit(bu grup bakteriler sonrası gelişebilen böbrek hastalığı, böbrek romatizması) hastalığının  oluşma sıklığını azaltmaz. Diğer olası komplikasyonlar kızıl, toksik şok sendromu, nekrotizan fasit ve bakterinin uzak organlara yayılımıdır. Tedavi planlanırken bir algoritma kullanılır. Bu algoritmada ateş, boyun ön bölgesinde lenf bezelerinin şişmesi, bademcik üzerinde zar görülmesi ve öksürüğün olmaması göz önünde bulundurulur. Bu bulgulardan kaç tanesinin olduğuna göre hızlı antijen testi, kültür ya da ampirik antibiyotik tedavisi planlanır. </p>



<h4><strong>Grup C,G</strong> <strong>b- hemolitik streptokokkal enfeksiyonlar:</strong> </h4>



<p>Bu grup bakteriler normal  boğaz florasının bir parçasıdırlar. Bu grup bakteriler akut farenjite sebep olabilirler ve grup A b- hemolitik bakterilerden ayırt edilmeleri zordur. Bu grubun oluşturduğu farenjit sonrası akut glomerulonefrit(böbrek romatizması) görülebilir ancak akut kalp romatizmasına neden olmazlar. Uygun grup antibiyotikle tedavi edilirler.</p>



<h4><strong>Arcanobakterium Hemolitikum: </strong></h4>



<p><strong> </strong>Bakteriyal farenjitlerin %0.5-2.5’ lik kısmına neden olan b-hemolitik bir bakteridir.bu organizma pnömoni(zatüree), menenjit(beyin zarı iltihabı), osteomyelit(kemik iltihabı), beyin absesive peritonsiller abse(bademcik etrafında abse) gibi enfeksiyonlara neden olabilir. Bu komplikasyonlarda kaynak sıklıkla bademcikler, deri yaraları olabilir yada kaynak tespit edilemeyebilir. Havadan damlacık yoluyla (solunumla) bulaşır. Bu bakteri normal boğza florasında bulunmaz. 15-18 yaş aralığındaki hastaların  %2.5’ inde farenjit sebebi olan bakteri Arcanobakterium Hemolitikumdur.</p>



<p> Hastalığın belirtileri orta düzeyde farenjit bulguları olabilir, bademcik üzerinde beyaz zar görülebilir yada difteri benzeri bir hastalık hali yapabilir. Yada enfeksiyonun kana karıştığı septisemi durumuna neden olabilir. Hastaların %25-50’sinde çeşitli şekillerde cilt döküntüsü görülür. Cilt döküntüleri gövde, kol ve bacakta olur ancak avuç içi, ayak tabanı ve yüzde görülmez. Bazen cilt döküntüleri hastalığın tek bulgusu olabilir. Bunun dışında ateş ve lenf bezelerinin şişliği görülebilir. Tanı boğaz kültürü ile konulur. Birinci sıra antibiyotik tercihi Eritromisin grubudur. </p>



<h4><strong>Neisseria Gonorrhoeae:</strong> </h4>



<p> Cinsel temasla bulaşan bir bakteridir. Daha çok anal ve genital bölgede hastalık nedeni iken gingivit(dişeti hastalığı), stomatit(ağız içinde hastalık), glossit(dil ilgili hastalık) ve farenjit enfeksiyonlarına da neden olabilir. Bu bakterinin neden olduğu farenjit sık değildir, ancak iyi tanımlanmıştır. Genelde genital enfeksiyon bulguları ile birlikte olur ama sadece etkilenen bölgede de olabilir. Oral seks bu enfeksiyon bulaşması için  yüksek riskli davranış biçimidir bu yüzden kadınlarda ve homoseksüel erkeklerde sık görülür. Aynı kişide genital bölgede olan enfeksiyonun  orofarenks bölgesine bulaşması  da görülebilir. </p>



<p>Boğaz bölgesinden eklemlere yayılıp septik artrit yapabilir. Ayrıca cilde yayılarak enfeksiyon sebebi olabilir. Bademcik iltihabı bulguları ile karşımıza çıkar. Bademciklerde şişlik, büyüme ve üzerinde sarı-beyaz bir zar görülür. Yumuşak damak ve küçük dilde travmaya bağlı lezyon görülebilir. Ateş ve lenf bezelerinin şişmesi genelde görülmez. Uygun metotla boğazdan  alınan materyalin uygun kültür vasatında üretilmesi ile tanı konulur. Tek doz kas içine yapılan ceftriaxone ile tedavi edilir. Buna alternatif antibiyotik uygulamaları vardır. Bu bakteri tespit edilen vakaların %45’inde Clamydia trachomatis enfeksiyonuda vardır dolayısıyla tespit edilen tüm vakalara Clamydia tedavisi de verilmelidir.</p>



<h4><strong>Troponema Pallidum(Sifilis): </strong></h4>



<p>Halk arasında bel soğukluğu olarak bilinen hastalığa neden olan bakteridir. Orogenital konkatk gibi bir risk faktörü varlığında primer sifilisin ilk bulgusu ağız bölgesinde  görülebilir. En sık görülen bulgu dudakta ülsere lezyondur. Bu ülser sıklık sırasına göre dilde, ve bademcikte de görülebilir. Primer  safhada  ağız tutulumu ağrısızdır ve lezyon farenkste görülmez. Eğer tedavi edilmezse 6 aya kadar latent(sessiz)  kalabilir. Sonrasında sekonder sifilis safhası başlar. Sekonder sifiliste sistemik bulgular görülür ancak ağız-boğaz bölgesi yakınmaları da olabilir. Baş ağrısı, keyifsizlik, ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, boyunda kitle ve deri döküntüsü belirtileri görülebilir. Muayenede boğazda oval, kırmızı renkli, benekli kabartı yada yama tarzlı değişiklikler görülebilir.</p>



<p> Bu lezyonlar içerinde bakteri vardır ve yüksek oranda bulaşıcıdır. Bademcikler tek yada iki taraflı büyümüş ve kırmızı  olabilir. Boyunda ve vücudun başka bilgelerinde ağrısız lenf bezesi şişlikleri görülebilir. Ayak tabanı ve avuç içlerinde kaşıntısız kabarıklıklar ve yada benekli kabarıklıklar görülmesi sekonder sifilis için tipik bulgulardandır. Sekonder sifilise ait bulgu ve belirtiler 3 ile 12 hafta arasında kaybolur. Bu safhada da tedavi edilmezse hastalık tekrar latent(sessiz) faza geçer. Yine bu safhada tedavi edilmeyenlerin üçte biri iyileşir, üçte biri latent faza geçer(hastalık belirti ve bulgusu yoktur ancak kanda serolojik olarak pozitiflik vardır) kalan üçte birlik kısım tersiyel sifilise dönüşür. Sekonder sifilis aşamasında mikroskobik ve serolojik olarak tanı konulur. Primer ve sekonder sifilis tek doz intramusküler(kaş içi) Benzatin penisilin G ile tedavi edilir.</p>



<h4><strong>Chlamydia Pneumoniae: </strong></h4>



<p>Reservuar sadece insanlardır. Bu enfeksiyonun özelliği uzamış subklinik hastalık halidir. Damlacık enfeksiyonu yoluyla solunumla bulaşır. Erişkinlerde genellikle  pnömoni(zatüree) ve bronşit hastalığına sebep olur.boğaz ağrısı ve ses kısıklığı şikayeti ile kendini belli eder. Alt solunum yolunu etkilemeden sadece farenjite oldukça nadir sebep olur. Tanı koyulması oldukça zordur.  Tedavisinde uygun grup antibiyotikler kullanılır.</p>



<h4><strong>Mycoplasma Pneumoniae:</strong> </h4>



<p>Toplum kaynaklı kazanılmış pnömonilerin(zatüree) %15-20’ sinde etken bu bakteridir. Hastalıktan etkilenen popülasyonun büyük bölümü 15-19 yaş arasıdır. İzole farenjitten yapmaz. Boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı ve nezleye eşlik eden bir pnömoni(zatüree) şeklinde görülür. Öksürük, ateş, titreme, ve cilt döküntüleri görülebilecek diğer belirtilerdir. Diğer organ tutulumları olması şiddetli hastalık ve ölümle sonuçlanabilir. Steven-Johnson sendromu, emolitik anemi, dissemine intravasküler koagulasyon, perikardit, myokardit, menenjit, transverse myelit ve Guillian-Barre sendromu birlikte görülebilecek diğer durumlardır. Klinik tablo, kan testleri ve akciğer grafisi ile tanı konulur uygun antibiyotik grubu ile tedavi edilir.</p>



<h4><strong>Mycobacterium Tuberculosis:</strong></h4>



<p> Endemik popülasyonda tüberkülozun yeniden aktif olması nadiren akciğer tutulumu  ile yada akciğer tutulumu  olmadan bademciklerde görülebilir. Bademcik tutulumu varsa boğaz ağrısı ve lenf bezelerinin şişmesi de görülür. Muayenede bademciklerin büyümüş olduğu ve üzerlerinde ülserler ve beyaz zar  olduğu gözlenir. Şüphelenilen vakalarda sarkoidoz ayırıcı tanısı mutlaka yapılmalıdır.</p>



<h4><strong>Francisella Tularensis:</strong></h4>



<p><strong> </strong>Tularemi adlı hastalığın etken mikroorganizmasıdır. Tek tek vaka şeklinde görülebileceği gibi bir bölgedeki popülasyonu da etkileyebilir. Bu organizma hayvan kaynaklıdır. Bu organizma kemirgenler,  keneler, rakunlar, tavşanlar, buzağılar, kediler ve köpeklerin vücudunda canlı kalırlar. Keneler birincil rezervuardır. Eklembacaklılar kaynak hayvandan  kan emerler  ve bu eklembacaklıların dışkılarıyla enfekte olmuş su, yiyecek ve solunum yoluyla insanlara bulaşır. İnsandan insana geçiş nadirdir. Üç çeşir hastalığa sebep olur. Glandüler, ülseroglandüler ve orofarengeal.  Hastaların % 75’i 15 yaş üstündedir. Eğer bulaş kaynağı yiyecek ve su ise ailede sıklıkla birden fazla kişide görülebilir. Orofarengeal form ateş, titreme, kırgınlık,, boğaz ağrısı, ve ağrılı boyun kitlesi şikayetleri yapar. Boğazda kızarıklık, tonsil üzerinde zar ve boyun bezelerinde ağrılı şişlik olur. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde şişmiş lenf bezelerinin cilde açılması ile iltihaplı akıntı görülebilir. Tanı kan testleri ile konulur. Hastalıkla karılaştıktan 16 gün sonra kan testleri pozitif çıkar. Uygun grup antibiyotik ile tedavi edilirler. Geri kalan topluluğun sağlığını korumak için kaynak olabilecek yiyecek ve su tahlil edilmelidir.</p>



<h4><strong>Corynebacterium Diphtheriae :</strong></h4>



<p>  Halk sağlığı ve aşılama gibi tedbirlerle dünya üzerinde kalkmaya yüz tutmuş hastalıklara örnek verilecek bir hastalıktır. Difteri toxoidi uygulaması yapıldığından beri oldukça nadir görülüyor. Ancak aşılanmış ama koruyucu seviyede bağışıklık sağlanamamış topluluklarda salgın yapma potansiyeli vardır. Bulaşıcılık burun, boğaz, gözler ve cilt lezyonlarındaki enfekte salgılar aracılığı ile olur. Ağız yada burun yoluyla giren oganizma üst solunum yolu mukozasına(örtü) yapışır ve çoğalarak  enflamasyona, salgıladığı toksin aracılığıyla doku canlılığında hasara neden olur. Bademcik üzerinde, burunda, farenkste, larenkste(gırtlak), nefes borusunda, konjonktivada, ciltte yada genital bölgede gri-siyah renkli yapışkan, yama tarzlı zar oluşturur. Buna pseudomembran denilir. Bu pseudomembran birden fazla alanda olabilir. Ancak en sık görüldüğü yer boğaz bölgesidir. </p>



<p>Bu membran kaldırıldığında altında kanama görülmesi bu organizma enfeksiyonu için tipik bulgudur. Bu pseudomembran oluşmadan 1-2 gün önce boğaz ağrısı ve ateş görülür. Belirti ve bulgular hafiften çok şiddetliye kadar olabilir. Enfeksiyon alt solunum yolarına yayılırsa hayatı tehdit edici olabilir. Boyun bölgesindeki lenf bezelerinin şişmesine bağlı ‘’boğa boynu’’ görünümü oluşabilir. Bu durum alttaki gırtlak bölgesine bası yaparak solunum sıkıntısı sebebi olabilir. Bakterinin kan yoluyla yayılan toksini diğer dokuları etkileyerek; myokardit(kalp kası iltihabı), nörit(sinir iltihabı) ve akut tübüler nekroz(böbrek hastalığı) yapabilir. Tanı organizmanın izole edilmesi ile konulur. Tedavide antitoksin ve antibiyotik kullanılır. Tanı konulduğunda hasta destekleyici tedavi açısından yakın takip edilmelidir. Çünkü bu hastalarda yutma gücüğü ve üst solunum yolunun tıkanması olasılığı vardır. Özellikle hastalığın görülebildiği yerlere sık seyahat edenlerde difteri toksoidinin 10 yılda bir tekrarlanması önerilir.</p>



<h4><strong>Yersinia Enterocolitica: </strong></h4>



<p><strong> </strong>Sıklıkla barsak enfeksiyonlarına sebep olan bir organizmadır. Ancak barsak enfeksiyonuna sebep olduğu popülasyonun %20-30’ unda farenjite sebep olur. Barsak enfeksiyonu olmadan da farenjite neden olabilir. Bademcik üzerinde zar,  boyun bölgesi lenf bezelerinde ağrılı şişlik, ateş ve kan lökosit düzeyinde artış gözlenir. Bu organizma farenjite sık sebep olamaz ancak tanıda gecikme durumunda solunum yolarında tıkanıklık, bakterinin kana ve diğer organlara  yayılması ve ölüme sebebiyet verebilir. b-Thalesemi(Akdeniz anemisi) hastaları bu organizma enfeksiyonu açısından yüksek risk grubudur.  Bu organizma tespit edildiğinde uygun antibiyotik grubu ile tedavi edilir.</p>



<h4><strong>Farenjite neden olan mantarlar
nelerdir?</strong></h4>



<p><strong>Candida türleri</strong>: Ağız-boğaz bölgesinde
pseudomembranöz kandidiyazise (pamukçuk) neden olur. Candida albikans normalde
ağız boşluğunda hastalık oluşturmadan bulunan bir mantar türüdür. Ancak kişinin
savunma sistemi zayıfladığı durumlarda( HIV pozitif kişilerde vs)&nbsp; çoğalarak fırsatçı enfeksiyon dediğimiz hastalık
tablosu oluşturabilirler. Baş-boyun bölgesine herhangi bir kanser nedeniyle
radyasyon tedavisi alan kişilerde Candida %73 pozitiftir ancak sadece %27’
sinde enfeksiyona neden olur. Ağız kuruluğu (bölgeye alınan radyasyon, Sjögren
sendromu, ilaç yan etkisi olarak ),&nbsp;
astım ve benzeri durumlarda kullanılan steroid içerikli havaların
kullanımı, geniş spektrumlu antibiyotikler, bağışıklık yetmezliği durumlarında,
şeker hastalığı, Cushing’s sendromu, son dönem hastalıkları ve yüksek
karbonhidrat diyeti pamukçuk için risk faktörleridir. Ağızda rahatsızlık,
yanma, tat duyusunda değişiklik ve yutma güçlüğü şikayetleri yapar. Ağız boğaz
bölgesi dışında yanak mukozasında, sert damakta, dilde, gırtlakta, ve yemek
borusunda görülebilir. Tanı mikroskobik bakı yada kültürle konulur.
Hastalık&nbsp; genelde bölgeseldir. Ancak
hastalık nadiren de olsa&nbsp; yayılırsa
hayatı tehdit edici olabilir. Ağız temizliğinin iyi yapılması ve antifungal
damlalar ile tedavi edilir. Risk grubu hastalara sistemik(ağızdan hap, yada
damardan ilaçlar) tedavi verilir.</p>



<h4><strong>Enfeksiyonlar dışında farenjite
ve boğaz ağrısına neden olabilecek durumlar nelerdir?</strong></h4>



<p>Abseler (peritonsiller),
parafarengeal,retrofarengeal),</p>



<p>Epiglottit</p>



<p>Kanserler(yassı hücreli kanser,
lenfoma),</p>



<p>Otoimmüne hastalıklar(Behçet
hastalığı, pemfigus, sarkoidoz),</p>



<p>Laringofarengeal reflu(boğaz
reflusu, mide içeriğinin yukarı taşması)</p>



<p>Geniz akıntısı</p>



<p>Eagle’s sendromu,</p>



<p>Glossofarengeal nevralji,</p>



<p>Crohn hastalığı,</p>



<p>Yabancı cisim,</p>



<p>Travma,</p>



<p>Bazı ilaçlar,</p>



<p>Hava kirliliği gibi sebepler
boğaz ağrısına neden olan enfeksiyon dışı durumlardır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/eriskinlerde-faranjit-bogaz-agrisi-sebebleri/">Erişkinlerde Faranjit Boğaz Ağrısı Sebebleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kliniğimizden Fotoğraflar</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/klinigimizden-fotograflar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 17:06:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BURUN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kliniğimizden Fotoğraflar</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/klinigimizden-fotograflar/">Kliniğimizden Fotoğraflar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="726" class="elementor elementor-726" data-elementor-settings="[]">
						<div class="elementor-inner">
							<div class="elementor-section-wrap">
							<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-3a9f627 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="3a9f627" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
							<div class="elementor-row">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-b533459" data-id="b533459" data-element_type="column">
			<div class="elementor-column-wrap elementor-element-populated">
							<div class="elementor-widget-wrap">
						<div class="elementor-element elementor-element-71d3b3f elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="71d3b3f" data-element_type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
			<h3 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Kliniğimizden Fotoğraflar</h3>		</div>
				</div>
						</div>
					</div>
		</div>
								</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-fc720fb elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="fc720fb" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
							<div class="elementor-row">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-8e74564" data-id="8e74564" data-element_type="column">
			<div class="elementor-column-wrap elementor-element-populated">
							<div class="elementor-widget-wrap">
						<div class="elementor-element elementor-element-ee903f3 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="ee903f3" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
				</div>
				</div>
						</div>
					</div>
		</div>
								</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-5d34a43 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="5d34a43" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
							<div class="elementor-row">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-4e6d338" data-id="4e6d338" data-element_type="column">
			<div class="elementor-column-wrap elementor-element-populated">
							<div class="elementor-widget-wrap">
						<div class="elementor-element elementor-element-9044c30 gallery-spacing-custom elementor-widget elementor-widget-image-gallery" data-id="9044c30" data-element_type="widget" data-widget_type="image-gallery.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="elementor-image-gallery">
			
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2164" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2164.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2157" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2157.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2155" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2155.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2153" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2153.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2147" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2147.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2130" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2130.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2128" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2128.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2126" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2126.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
<a data-elementor-open-lightbox="yes" data-elementor-lightbox-slideshow="9044c30" data-elementor-lightbox-title="DSC_2123" href='https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123.jpg'><img width="480" height="319" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-480x319.jpg" class="attachment-sydney-mas-thumb size-sydney-mas-thumb" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-480x319.jpg 480w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-300x199.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-768x510.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-1024x680.jpg 1024w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-830x551.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123-350x232.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/10/DSC_2123.jpg 1280w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a>
		</div>
				</div>
				</div>
						</div>
					</div>
		</div>
								</div>
					</div>
		</section>
						</div>
						</div>
					</div>
		<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/klinigimizden-fotograflar/">Kliniğimizden Fotoğraflar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüz Estetiğinde Dolgu Uygulamaları</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/yuz-estetik-dolgu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 12:03:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ESTETİK UYGULAMALAR]]></category>
		<category><![CDATA[Burun estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[KBB Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüz estetiğinde dolgu  günümüzde Botoks ve dermal dolgu maddeleri uygulaması  son derece popüler estetik uygulamalardır. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/yuz-estetik-dolgu/">Yüz Estetiğinde Dolgu Uygulamaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="900" height="600" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox.jpg" alt="Dolgu Yüz Estetiği" class="wp-image-680" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox.jpg 900w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox-300x200.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox-768x512.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox-830x553.jpg 830w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox-350x233.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/yuz-estetik-botox-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /><figcaption>Estetik Uygulamalar</figcaption></figure>
<p> Dolgu,  günümüzde<strong> Botoks</strong> ve <strong>dermal dolgu </strong>maddeleri uygulaması&nbsp; son derece popüler estetik uygulamalardır.</p>
<h3>Dolgu maddeleri nelerdir ?</h3>
<p>Dolguları oluşturan  maddeleri eriyen ve&nbsp; kalıcı olarak iki gruptur. Erime süresi bu iki grup arasında olan dolgu maddeleri ise yarı-kalıcı dolgu olarak adlandırılabilir. </p>
<p>Eriyen dolgular 6 ay ile 2 yıl arasında tamamen erirler. Bu grup daha çok yüz bölgesindeki ince kırışıklıkları yok etmek için kullanılan ve yüzeyel uygulanabilen dolgu maddeleridir. Günümüzde en sık kullanılan eriyebilen dolgu maddesi Hyaluronik asitttir. Uygulaması kolaydır, elle şekillendirilebilir. Su tutma özelliği vardır. İnsan vücudunda ve canlılarda doğal olarak bulunur. Hyaluronik asidin görevi cilde su taşımak ve bu suyu tutmaktır. </p>
<h4>Özel labaratuvar koşullarında üretilerek kozmetik uygulama alanına sunulmuştur. </h4>
<p>Yanlış uygulama yada hasta memnuniyetsizliği durumlarında hyalurunidaz enzimi aracılığı ile eritilebilmesi avantajlı yanlarından biridir. Büyük hacim gerektiren uygulamalarda maliyetinin fazla olması dezavantajdır. Bu grup  maddesi alerjik etki görülmediğinden uygulama öncesi&nbsp; herhangi bir test gerekmez.</p>
<h3>
<p>Yarı kalıcı dolgular</p>
</h3>
<p>&nbsp;Yarı kalıcı dolgulara örnek olarak Poly L-Laktik asit ve kalsiyum hidroksiapatit verilebilir. Bu dolgu maddelerinin uyguladıktan sonra erime süreleri&nbsp; 2 yıldan fazladır. Poly L-Laktik asit kollajen üretimini hızlandırır ve&nbsp; hacim etkisi 6 hafta içerisinde artar ve en yüksek düzeye gelir. Kalsiyum hidroksiapaptit ise çok düşük alerjik özelliğe sahip, su tutma etkisi olmayan ve de kollajen üretimine etkisi az olan&nbsp; bir  maddedir. Zaman geçtikçe bir hacım artışı olmaz. Dudak&nbsp; uygulamalarında opak olduğu için görünür hale gelmesi, yüzeyel ele gelen parçacık şekilde hissedilmesi nedeniyle tercih edilmezler.</p>
<h3>
<p>Kalıcı dolgu maddeleri </p>
</h3>
<p>Kalıcı dolgu maddeleri örnekleri Slikon ve Polimetilmetakrilattır(PMMA). Bu dolgular erimezler ve cerrahi olarak çıkarılmaları gerekebilir. PMM kollajen yapımını tetikler ancak alerji yapma kapasitesi vardır. Bu nedenle uygulama öncesi alerji testi yapılmalıdır. Bu grup  maddeleri enfeksiyon, yerinden oynama ve granulom oluşturma gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir. Yine bu grup daha fazla hacim ihtiyacı olan bölgelerde fazla miktarda kullanılabilme özelliğine sahiptir. Üzerinde kalın cildin kamufle etme özelliği olan bölgelerde kullanılır.</p>
<h3><strong>Dolgu uygulamaları hangi<br />
bölgelere yapılır ?</strong></h3>
<p>Genel olarak, estetik enjekte edilebilir yöntemlere &nbsp;baktığınızda, botulinum toksini <strong>(Botox)</strong> genellikle yüzün üst yarısında ve dermal  maddeleri ise alt yarısında&nbsp; kullanılır.&nbsp;Bu bir kural değildir her iki uygulamada hem yüzün üst hem alt yarısı için kullanılabilir. </p>
<ul>
<li>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>&nbsp; Alındaki çizgiler</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Göz çevresindeki kırışıklıklar</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Göz altı bölgesi çukur ve torbaları</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kaş kaldırma</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dudak dolgunlaştırmak amacı ile</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dudak etrafındaki çizgiler</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dudak köşelerini yukarı kaldırmak</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Burun kenarından aşağı inen çizgiler</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Burun ile üst dudak arasındaki çizgiler</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ameliyatsız burun estetiği</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yanak ve elmacık kemiğini dolgunlaştırmak</strong></li>
<li><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çene ucu ve köşesinde</strong></li>
</ul>
<blockquote class="wp-block-quote">
<p>Burun estetiği ameliyatları hakkında biligi için<a href="https://www.cihankaraca.com/burun-estetik-ameliyatlari/"> tıklayınız</a>  Ankara Burun Estetiği Cihan KARACA</p>
</blockquote>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/yuz-estetik-dolgu/">Yüz Estetiğinde Dolgu Uygulamaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz kapağı estetiği  ameliyatı Ankara</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/gozkapagiestetigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 11:41:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ESTETİK UYGULAMALAR]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[KBB Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz kapağı estetiği (Blefaroplasti) .Göz kapağı ile ilgili gençleştirme ameliyatları hastalar tarafından ilk düşünülen  estetik cerrahilerdir. Cerrahinin ve iyileşmenin kısa sürede olması, göz kapağı cildinin erken bozulması hastalar açısından cerrahi için kolay karar verilen ilk estetik cerrahiler olması nedenleridir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/gozkapagiestetigi/">Göz kapağı estetiği  ameliyatı Ankara</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="802" height="534" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/gozkapagiestetigi.jpg" alt="Göz kapağı estetiği" class="wp-image-669" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/gozkapagiestetigi.jpg 802w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/gozkapagiestetigi-300x200.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/gozkapagiestetigi-768x511.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/gozkapagiestetigi-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/gozkapagiestetigi-350x233.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/gozkapagiestetigi-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 802px) 100vw, 802px" /><figcaption>Ankara Göz kapağı estetiği</figcaption></figure>



<p><strong>Göz kapağı estetiği</strong> (Blefaroplasti) .Göz kapağı ile ilgili gençleştirme ameliyatları hastalar tarafından ilk düşünülen&nbsp; estetik cerrahilerdir. Cerrahinin ve iyileşmenin kısa sürede olması, göz kapağı cildinin erken bozulması hastalar açısından cerrahi için kolay karar verilen ilk estetik cerrahiler olması nedenleridir.</p>



<p>Başarılı bir göz kapağı ameliyatı için göz kapakları, kaşlar, alın, göz küreleri ve orta yüz bölgesinin estetik ilişkisinin iyi bilinmesi gerekir. &nbsp;Olası beğenilmeyecek sonuçlar için kaş düşüklüğü, lakrimal pitozis, pitotik yağ dokusu öncesinde dikkatli değerlendirilmelidir. <strong>Alt göz kapağı </strong>laksisitesi(gevşeklik) derecesi ameliyat öncesi değerlendirilmelidir.</p>



<p><strong><em>Göz kapağı estetik ameliyatları</em></strong> üst ve alt göz kapaklarında çeşitli nedenlere bağlı oluşan sarkma, gevşeme ve torbalanma gibi olumsuzlukların düzeltilmesi için yapılan ameliyatlardır.</p>



<p>Ameliyat öncesi bilinen
bir hastalığınız veya sürekli kullandığınız ilaç varsa doktorunuzu mutlaka
bilgilendiriniz.</p>



<h3><strong>Üst göz kapağı estetik ameliyatı nasıl yapılır?</strong></h3>



<p>Tipik olarak göz kapağı
ameliyatları günübirlik olarak lokal yada genel anestezi ile yapılabilir. Göz
kapağı üzerindeki çizgiler uyumlu kendine has bir cilt kesisi ve bir miktar
cilt çıkarılarak yapılır. İhtiyaca göre alttaki kas dokusundan da
çıkarılabilir. Ne kadar cilt dokusu çıkarılacağına ameliyat öncesi yapılan
ölçümlerle karar verilir ve işaretleme yapılır. Kanama kontrolünü takiben
başlangıç kesi eriyebilen bir dikiş materyali ile devamlı olarak dikilir. Tek
başına yapılacağı gibi kaş kaldırma gibi diğer ameliyatlarla birlikte de
yapılabilir. </p>



<h3><strong>Alt göz
kapağı estetiği nasıl yapılır ?</strong></h3>



<p><strong><em>Alt göz kapağı estetiği</em></strong> iki farklı kesi yaklaşımıyla yapılır. Transkonjonktival(göz kapağı içerisinden) yada subsiliar(alt kirpiklerin hemen altından yapılan kesi ile) bu iki yaklaşım şeklidir. Cerrahi yöntemin şekli çıkarılacak cilt miktarı, yağ dokusunun yalancı fıtıklaşma miktarı, hastanın &nbsp;hipertrofik skar(nedbe) oluşturabilme potansiyeli ve cerrahın tercihine göre belirlenir.</p>



<h3>Göz kapağı estetik ameliyatı sonrası nelere dikkat etmeliyiz ?</h3>



<p>Ameliyat sonrasında
herhangi sargı olmaz. Ancak cilt kesisi üzeri steristrip(steril bant) ile
kapatılır. Bunlar takip eden günlerde ihtiyaca göre yenilenir. Alınması gereken
dikişler 7-8 gün alınır. Ameliyat sonrası yara bölgesi ve etrafında morluk
olabilir. Ameliyat sonrası ilk 24-72 saat bölgeye buz uygulaması morarmanın ve
şişliğin az olmasına katkıda bulunur. Kişi 2-3 günden sonra işine dönebilir.
Dikişler alındıktan birkaç gün sonra makyaj yapılabilir. İlk bir ay sonunda
iyileşmenin büyük bölümü tamamlanmış olur. Ameliyat sonrası sadece doktorunuzun
verdiği ilaçları kullanınız.</p>



<h3>Göz kapağı estetiği komplikasyonları nelerdir?</h3>



<ul><li><strong> </strong>Ameliyat sonrası şişlik, morluk ve kesi hattından sızıntı tazında kanama olabilir ve genelde buz uygulamasına yanıt verir.</li><li>Ameliyat sonrası gözü tam kapatamama üst <strong>göz kapağı ameliyatları </strong>sonrası en sık görülen durumdur. Bu genellikle ameliyat hemen sonrası gözlenir ve birkaç hafta sürebilir. 6-8 haftadan uzun sürerse düzeltici cerrahi gerekir.</li><li>Göz kapağının dışa dönmesi(ectropion), içe dönmesi(entropion) hafif ve ileri derecede olabilir. Çeşitli cerrahi tekniklerle düzeltilmesi gerekir.</li><li>Göz sulanması, gözyaşı akışını engelleyen çeşitli sebeplere(punktum eversiyonu, lakrimal pompalama sisteminin disfonksiyonu, lakrimal kanal hasarı) bağlı olarak oluşabilir.</li><li>Erken dönemde kapaklardaki şişliğe bağlı iki göz arasında asimetri görülebilir. Şişlikler indikten düzelme gözlenmezse ölçüm yapılır ve&nbsp; ikinci bir cerrahi girişim gerekebilir.</li><li>Ciltteki keside renk değişikliği ve belirsiz bir iz oluşabilir. </li><li>Dikiş hattı üzerinde milia oluşabilir. Ancak bu durum küçük bir girişimle çözülebilir. </li><li>Alt göz kapağı estetiği sonrası en ciddi komplikasyon ameliyat sonrası orbital kanamadır. Sık görülmez ancak erken müdahale gerektirir. Kendini göz etrafında morluk, şişlik ve dayanılmayan ağrı ile gösterir. Görme kaybına neden olabilir.</li></ul>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><a href="https://www.cihankaraca.com/estetik-uygulamalar/">Estetik Uygulamalar </a> <strong>Dr. Cihan Karaca </strong>Kbb Uzmanı iletişim kurabilirsiniz &#8230;</p></blockquote>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/gozkapagiestetigi/">Göz kapağı estetiği  ameliyatı Ankara</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KEPÇE KULAK ESTETİĞİ (OTOPLASTİ) NEDİR?</title>
		<link>https://www.cihankaraca.com/kepce-kulak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihan Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 10:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ESTETİK UYGULAMALAR]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[KBB Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cihankaraca.com/?p=656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kepçe kulak estetiği Dr. Cihan Karaca Kepçe kulak bazı Asya ülkelerinde iyi şans göstergesi olarak kabul edilmesine rağmen kepçe kulak deformitesi çoğunlukla sosyal rahatsızlık, anormal davranış biçimi ve anksiyete sebebi olabilmektedir. Çoğunluk küçük çocuklarda alay ve kızdırma konusu olabilmektedir. Bu durumun şanslı olduğumuz yanı ise; günümüzde artık hem az ağrılı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/kepce-kulak/">KEPÇE KULAK ESTETİĞİ (OTOPLASTİ) NEDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3> Kepçe kulak estetiği Dr. Cihan Karaca </h3>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/kepce-kulak.jpg" alt="Estetik kulak ameliyatı" class="wp-image-658" width="787" height="524" srcset="https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/kepce-kulak.jpg 800w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/kepce-kulak-300x200.jpg 300w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/kepce-kulak-768x512.jpg 768w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/kepce-kulak-230x153.jpg 230w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/kepce-kulak-350x233.jpg 350w, https://www.cihankaraca.com/wp-content/uploads/2019/09/kepce-kulak-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 787px) 100vw, 787px" /><figcaption>Kepçe Kulak Ameliyatı Ankara</figcaption></figure>



<p><strong>Kepçe kulak</strong> bazı Asya ülkelerinde iyi şans göstergesi olarak kabul edilmesine rağmen kepçe kulak deformitesi çoğunlukla sosyal rahatsızlık, anormal davranış biçimi ve anksiyete sebebi olabilmektedir. Çoğunluk küçük çocuklarda alay ve kızdırma konusu olabilmektedir. Bu durumun şanslı olduğumuz yanı ise; günümüzde artık hem az ağrılı hem de çeşitli ameliyat teknikleri ile düzeltilebilme imkanı vardır. <strong>Kepçe kulak</strong>  yada diğer kulak kepçesi bozuklukları %3-5 arasındadır. Normal bir kulakta kulak ile kafatası arasındaki açı 25-35 derece arasında olmalıdır.</p>



<p>Kepçe kulak estetiği yapılırken estetik oranlar göz önünde bulundurularak yeniden şekillendirilme yapılır. Anatomik nirengi noktaları yeniden oluşturulur kulak kıkırdağının şekli ve baş ile olan açısı tekrar ayarlanır.</p>



<h3><strong>Kepçe
kulak ameliyatı ne zaman yapılır?</strong></h3>



<p>Kepçe kulak <strong>ameliyatı</strong> 5-6 yaşından sonra yapılabilir. Sosyal yaşam açısından &nbsp;ve okulda alay konusu olmaması açısından okul öncesi dönemde yapılması önerilir. </p>



<h3>Kepçe kulakğın ameliyatı nasıl yapılır?</h3>



<p>Erişkinlerde sadece ameliyat alanının uyuşturulduğu lokal anestezi yöntemiyle yapılır. 6-12 yaş çocuklarda genel anestezi kullanılır.  Genellikle kulak arkasından bir kesi yapılarak ve bir miktar cilt çıkarılarak yapılır. Bununla birlikte kıkırdak bölümlerden şekillendirilmek istenen bölümlere çeşitli kalıcı dikişler, parça çıkarma yada zayıflatma yöntemleri kullanılır. Uygun hastalarda tek başına, kesi yapılmadan sadece kalıcı dikişlerle değişikliğin yapıldığı yöntemlerde kullanılabilir. Doktorunuz sizin için uygun ameliyat tekniği ve yöntemine karar&nbsp; verecektir. &nbsp;&nbsp;&nbsp; Ameliyat süresi iki kulak için yaklaşık 1 saattir. Ameliyat sonrası kulak bir sargı ile kapatılır. Bu sargılar düzenli aralıkla değiştirilir ve 5.&nbsp; gün tamamen çıkarılarak tenisçilerin kullandığı alın bandı kullanılır. Bu alın bandı 6 hafta boyunca geceleri yatarken kullanılır. Yine hastalara ameliyat sonrası 6 hafta kadar travma ve buna sebep olabilecek kontakt sporlarından kaçınılması önerilir.</p>



<h3>Estetik kulak ameliyatının komplikasyonları nelerdir ?</h3>



<p><strong>Estetik kulak ameliyatı</strong> sonrası komplikasyonlar sık görülmez. <strong>Estetik kulak ameliyatı</strong> sonrası olumsuz durumlar hematom(kıkırdak ile cilt arasında kan birikmesi), ağrı, kıkırdağın ve etraf dokularn enfeksiyonu, kıkırdak nekrozu(kıkırdağın canlılığını kaybetmesi), dikişlerin geçşemesi yada atması, keloid(anormal nedbe oluşumu), hipostezi(dokunma hissinin azalması), soğuk duyarlılığı sayılabilir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>Dr. Cihan Karaca Kulak hastalıkları ile ilgili yazılarımıza<a href="https://www.cihankaraca.com/kulak-hastaliklari/"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></blockquote>



<a id="zl-url" class="zl-url" href="https://www.doktortakvimi.com/cihan-karaca/kulak-burun-bogaz/ankara" rel="nofollow" data-zlw-doctor="cihan-karaca" data-zlw-type="big" data-zlw-opinion="true" data-zlw-hide-branding="true">Cihan Karaca &#8211; DoktorTakvimi.com</a><script>!function($_x,_s,id){var js,fjs=$_x.getElementsByTagName(_s)[0];if(!$_x.getElementById(id)){js = $_x.createElement(_s);js.id = id;js.src = "//platform.docplanner.com/js/widget.js";fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);}}(document,"script","zl-widget-s");</script>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com/kepce-kulak/">KEPÇE KULAK ESTETİĞİ (OTOPLASTİ) NEDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.cihankaraca.com">Dr. Cihan Karaca</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
